AB ve WFP 1 milyon sığınmacıya yardım edecek

wfp_trco_blogger-visit_denizakkus_20161114_3Ankara’da yaklaşan kışın acı soğuğu 42 yaşındaki Dalal Issa al-Kasem’in yüzleşmesi gereken en yeni sorun. Ailesiyle birlikte Türkiye’ye kaçarken her şeylerini kaybettiler ve kocası da 8 ay önce geçirdiği kalp krizinin ardından Türkiye’nin başkentindeki derme çatma evlerinde yatalak halde. Çocukları sokaktaki çöpleri karıştırarak satmak için kağıt ve karton bulmaya çalışıyor – bu, ailenin yegane geliri.

“Sıcak tutacak giysiler için paramız yok, evimizde şeker veya yemeklik yağ bulmak bile mümkün değil,” diyor, soğuğa biraz olsun direnebilmek için elleri ceplerinin derinliklerinde. “Yalnızca çocuklarımı besleyebilmek istiyorum.”

Ama Ankara’nın kıyısında küçük bir sokaktaki evinde, Dalal, eğer ailesi programa kabul edilirse, yaşamlarını değiştirecek bir programa kayıt olmak için bekliyor.

Yabancılara Yönelik Sosyal Uyum Yardım Programı (SUY, veya İngilizce ismiyle Emergency Social Safety Net – ESSN) Türk Kızılayı ve WFP’nin işbirliğiyle, Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarının vergilerinden gelen 348 milyon Avro’yu kullanarak, Türkiye’deki en hassas durumdaki sığınmacıları desteklemeyi amaçlıyor. SUY, nakit temelli bir yardım, seçilen ailelere sağlanan banka kartlarına her ay aile ferdi başına yatırılacak 100 TL (28 Avro) krediyi mağazalardan gıda, giyim ve diğer zaruri ihtiyaç alışverişlerinde kullanabilecekler. Normal banka kartları gibi SUY Kızılaykart da ATM’lerden nakit para çekerek, kira ve diğer faturaların ödenmesi için de kullanılabilecek. Bu program, sığınmacılara neredeyse herşeylerini kaybettikten sonra bir normallik hissi sağlama ve tekrar ayağa kalkma imkanı vermeyi amaçlıyor.

Kamp dışında yaşayan tüm kayıtlı sığınmacılar SUY’a başvurabilecek ve en çok ihtiyaç içindekiler programa dahil edilecek. Dalal bu ailelerden biri olmayı ümit ediyor. “Yalnızca yaşayabilecek kadar para istiyorum, fazlasını değil. Umarım destekten yararlanacak kişilerden biri olurum. Bu AB yardımı için gerçekten mutluyum, destek için çok müteşekkirim,” diyor.

6 yıldan uzun süredir Türk Hükümeti, Suriye, Irak, Afganistan, İran ve pek çok Afrika ülkesinden kaçan insanlara kapılarını açtı, Türkiye şu an dünyadaki herhangi başka bir ülkeden daha fazla sığınmacıya barınak sağlıyor. Bu olağanüstü cömertliğe rağmen, şehirlerde köy ve kasabalarda hayatını idame ettirmeye çalışan, çoğunlukla yıkık dökük evlerde, terk edilmiş dükkanlarda veya penceresiz garajlarda yaşayan ihtiyaç içindekilere yardım etmek için yapılması gereken daha çok şey var.

WFP, 2012 yılından beri Türkiye’de, 2015’den beri de kamp dışında yaşayan sığınmacılara destek sağlıyor. Fakat AB ile yapılan, AB tarihindeki en geniş kapsamlı insani yardım projesi olan bu yeni anlaşma ezber bozuyor.

“SUY Türkiye’nin her köşesinde yaşayan yüz binlerce sığınmacıya verimli ve etkili bir şekilde insani yardım ulaştırmamızı sağlıyor,” diyor AB’nin insani yardım kolu ECHO’nun Türkiye Daire Başkanı Jane Lewis. “İhtiyaç içindeki insanların hayatlarının kontrolünü ellerine almalarına olanak sağlayacak.”

SUY, neredeyse 90 milyon kişinin yaşadığı ve 780 binden fazla kilometrekarelik alan kaplayan engin bir ülke olan Türkiye’de 28 Kasım’da faaliyete başladı. Tüm milletlerden sığınmacılar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın mevcut merkezlerinden veya Türk Kızılayı’nın özel olarak kurduğu hizmet merkezlerinden başvurabiliyorlar.

Bu program işbirliğinin gücünü gösteriyor: AB sağladığı parayla, WFP ve Kızılay projenin tasarımı ve uygulamasıyla, hem bakanlık hem de AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) ile Türk devletiyle elele çalışılıyor. Bu komplike programda herkesin net bir şekilde belirlenmiş bir görevi var ve başarı en çok ihtiyaç içindekilere hizmet için birlikte çalışmaya bağlı. 

Yemek İnsanları Biraraya Getirdi: AB ve WFP’nin #MoreThanFoodEU Kampanyası

Sığınmacılara yardım etmek için yapılan hayati önem taşıyan işi ve bağışçılarımızdan gelen destekleri anlatmak için sürekli yeni yollar arıyoruz. Avrupa Komisyonu İnsani Yardım ve Sivil Koruma (ECHO) ile ortaklık içinde, Avrupa’da tanınmış bazı yemek blogger’larını, yardım ettiğimiz ailelerle tanışmaları ve Suriye mutfağından birlikte yemek pişirmeleri için davet ettik. İsveç’ten David Frankel, Hollanda’dan Ren Kroes ve Almanya’dan Pauline Bossdorf, Hatay, Gaziantep ve Şanlıurfa’yı ziyaret ettiler. Bu geziler oldukça başarılı geçti. Tüm yazarlar ECHO’nun katkısı sayesinde WFP’nin yapmakta olduğu işten çok etkilendiler ve ziyaret ettikleri ailelerin sıcak ağırlamalarıyla karşılaştılar. Ayrıca Suriye mutfağı ve Türkiye’nin güneydoğusundaki bu şehirlerin manzarasıyla büyülendiler. Her biri yemeklerin, ailelerin ve ziyaret ettikleri şehirlerin fotoğraflarını çekerek, #MoreThanFoodEU etiketiyle kendi sosyal medya hesaplarından paylaştılar. Bu güzel video ve fotoğrafların yazarların web siteleri ve hesaplarında (@gkstories, @livingthehealthychoice, @renskroes) yayınlanmasıyla #MoreThanFoodEU kampanyası şimdiden 6 milyon Avrupalı vatandaşa, AB’nin desteğinin Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için önemli olduğu açık mesajıyla ulaştı.

Haber, Fotoğraf: WFP/Berna Çetin, WFP/Deniz Akkuş