BM ve TBMM İnsan Hakları Sempozyumu düzenledi

BM Mukim Koordinatörü Irena Vojáčková-Sollorano TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ömer Serdar’a İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin posterini takdim etti. 12 Aralık 2017, TBMM. Fotoğraf: UNIC Ankara
BM Mukim Koordinatörü Irena Vojáčková-Sollorano TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ömer Serdar’a İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin posterini takdim etti. 12 Aralık 2017, TBMM. Fotoğraf: UNIC Ankara

Birleşmiş Milletler (BM) Mukim Koordinatörü Irena Vojáčková-Sollorano İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin kabul edilişinin 70’inci yılına gireceğimiz 2018 yılında insan hakları ile ilgili BM’nin pek çok etkinlik düzenleyeceğini, Türkiye’de de küresel etkinliklerin benzerlerinin yapılacağını ve  Türkiye Büyük Millet Meclisini bu konudaki çalışmalarda çok önemli bir ortak olarak gördüklerini söyledi.

Vojáčková-Sollorano, BM Türkiye Temsilciliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığınca,”İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin Kabul Edilişinin 70’nci Yılına Girerken” başlığıyla  TBMM Tören Salonunda 12 Aralık tarihinde düzenlenen sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada Türkiye’nin 15 Temmuz’da trajik bir olayla karşı karşıya kaldığını hatırlattı ve  “Darbe girişimi yüzlerce masum sivilin hayatına kastetti, 2 binden fazla kişiyi yaraladı. Yaşananlardan dolayı, bütün kaybolan hayatlardan dolayı acınızı paylaşıyorum. Bütün terör saldırılarında hayatını kaybeden insanları hatırlıyor ve insanların acısını paylaşıyoruz. Bu yaşananlar bizde derin yaralar açmıştır.” dedi.

BM Genel Sekreteri  Antonio Guterres’in geçtiğimiz Şubat ayında Türkiye’ye yaptığı ziyarette söylediği sözlerini hatırlatan Vojáčková-Sollorano  trajik olaylardan sonra hukukun üstünlüğünün uygulanmasının çok önemli olduğunu vurguladı ve “Hukukun üstünlüğü ve insan hakları birbiri ile bağlantılıdır ve birbirlerini güçlendirir. İnsan hakları temelli hukukun üstünlüğü ise barış ve güvenliği destekler” diye konuştu.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 1’nci maddesinin “Bütün insanlar eşit onur ve haklara sahip olarak doğar” hükmünü içerdiğini hatırlatan Vojáčková-Sollorano, dini, dili, kültürü ne olursa olsun insanların eşit ve özgür olarak doğduğu düşüncesini hakim kılmak için hep birlikte çalışılması gerektiğini kaydetti.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin, dünyada yaşanan vahşetlere cevap olarak, insan onurunu ayaklar altına alan dünya savaşlarından sonra kabul edildiğini hatırlatan Vojackova, beyannameye rağmen günümüzde halen kölelik düzeninin devam etmesi, idam cezasının uygulanması ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin varolmasının daha çok çalışmaları gerektiğini ortaya koyduğunu söyledi.

Vojáčková-Sollorano Bildirgenin 3’üncü maddesinde belirtildiği gibi “Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır” diye hatırlattı ve idam cezasının tüm Dünyada kaldırılması için çaba göstermemiz gerektiğini vurguladı.

Vojackova, “Kölelik kalktı, insan hakları birçok ülkenin gündemine yerleşti ama modern kölelik de gün yüzüne çıktı. Irkçılık hala toplumları bölmeye devam ediyor, kadınlar oy verme hakkına sahip ama kendi yaşamları hakkında karar veremiyorlar ve istismara maruz kalıyorlar. Bazı ülkelerde geriye gidiş var, ölüm cezası tekrar kabul edildi. Ölüm cezalarının uygulanmaması konusuda birlikte mücadele vermeliyiz. Hep beraber çalışarak İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin ortak hedefimiz olması yönünde çalışmalıyız” dedi.

Sempozyumda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, İnsan Hakları Günü dolayısıyla yayınladığı video mesajı ve ardından Evrensel Periyodik İnceleme Birimi İnsan Hakları Konseyi ve Sözleşme Mekanizmaları Bölümü Direktörü Gianni Magazzeni’nin “Evrensel Periyodik İnceleme Raporlamasının Önemi” başlıklı video mesajı gösterildi.

Mesajında insan hakları konusunda BM’nin ilgili mekanizmalarından gelen tavsiyelere çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Magazzeni, kalkınma ile insan hakları programları arasında oluşturulacak sinerjinin günümüzdeki sorunların bir çoğunun çözümüne katkı sağlayabileceğini belirtti.

 

 

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ömer Serdar da insan hakları kavramının, uluslararası sözleşmelerde yer alan ve korunması gerektiği hususunda tüm dünyanın fikir birliğinde olduğu değerler bütünü olduğunu vurgulayarak, ” Etnik kökenine, inancına, dünya görüşüne ve cinsiyetine bakılmaksızın, insanın sadece insan olduğu için sahip olduğu bu değerler ihlal edilemez, dokunulamaz, devredilemez ve gasp edilemez niteliktedir” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini 1949 yılında kabul ettiğini ve bu tarihten itibaren Beyannamenin ana ilkeleri ile örtüşür politikalar geliştirdiğini vurgulayan Serdar, “İnsan hak ve özgürlüklerine saygı, hak ihlallerinin önlenmesi ve ortadan kaldırılması, hükümetimiz için uygarlığın en temel ölçütüdür. Vatandaşlarımızın, temel hak ve özgürlükleri, koşulsuz ve hiçbir müdahaleye maruz kalmadan yaşaması anayasamız ve ilgili mevzuat hükümleri tarafından güvence altına alınmıştır.” diye konuştu.

Serdar, Türkiye’de son 15 yılda insan hakları ve demokratikleşme alanında köklü reformlara imza atıldığını, yapılan bu reformlarla Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin, iç hukuk metni haline getirildiğini belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti olarak, insan haklarının korunması ve hak ihlallerinin yaşanmaması adına atılacak her adımın arkasında olduğumuz, insan haklarını daha ileriye taşıyacak olan her türlü girişimi içtenlikle destekleyeceğimiz dünya kamuoyu tarafından bilinmelidir.” ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından BM Mukim Koordinatörü Irena Vojáčková-Sollorano, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Serdar’a İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin posterini, Serdar da Vojáčková-Sollorano’ya çini bir tabak hediye etti.

Konuşmaların ardından  TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Fatma Benli’nin moderatörlüğünde yapılan sempozyuma gerçildi.

Sempozyumda konuşan BM Kalkınma Programı Demokratik Yönetişim ve Barış İnşası Avrupa ve Orta Asya Bölgesel Ekip Başkanı Shelley Ingles, insan haklarının imtiyaz değil, bahşedilemez, geri alınamaz haklar olduğunu vurguladı.

Her insanın eşit ve özgür doğduğunu, bunun da İnsan Hakları Evrensel Bildirgesiyle kayıt altına alındığını ifade eden Ingles, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kabul edilen Bildirgeye dönemin liderlerinin imza attığını, liderlerin insanların onurunun her şart altında korunması taahhüdünde bulunduklarını söyledi.

BM üyesi devletlerin insan haklarının daha iyi korunması için değişik anlaşmalar, sözleşmeler benimsediğini, evrensel periyodik inceleme mekanizmalarını tesis ettiğini anlatan Ingles, “Beyanname kabul edildiğinden bu yana birtakım ilerlemeler yaşandı, soykırımlar azaldı, ölüm cezasının uygulanması azaldı, bebek ölümleri azaldı, toplumsal cinsiyet konusunda bütün insanların ve engellilerin hakları konusunda ilerleme sağlandı. Aşırı yoksulluk içinde yaşayan insanların sayısı azaldı. Savaş mağdurları artık uluslararası kurumlarda seslerini yükseltebiliyorlar” diye konuştu.