Türkiye’de Şartlı Eğitim Yardımı (Ş.E.Y.) Suriyeli ve diğer mülteci çocukların okula devamlılığını artırıyor

Children at the Baycilor Centre Istanbul, Turkey
Children at the Baycilor Centre Istanbul, Turkey

“Türkiye’ye gelir gelmez ilk araştırdığım şey çocuklarımın gidebileceği bir okuldu” diye söze başlıyor üç kız ve bir erkek çocuk annesi Leyla Reşit. Reşit ailesi 2012 yılında Suriye’den kaçarak Türkiye’ye gelmiş ve sonunda İstanbul’a yerleşmiş.

Leyla, yeni yaşamın beraberinde getirdiği güçlüklere rağmen ana-baba olarak çocuklarına iyi bir gelecek sağlamak istediklerini söylüyor. “Kirayı, faturaları ödememiz gerekiyor. Eşimle birlikte 13 yaşındaki oğlumuz Ahmad’ın çalışıp aileye destek olmasını bile düşündük. Oysa o daha bir çocuk! Ait olduğu yer okul. Eğitimini sürdürmesi gerekiyor.”

Ahmad, Şartlı Eğitim Yardımı (Ş.E.Y.) Programının Mayıs 2017 tarihinden itibaren Suriyeli ve diğer mülteci çocuklara yaygınlaştırılmasından yararlanan 180 bini aşkın çocuktan biri. Ş.E.Y. programı kapsamında çocukların okula düzenli olarak devam edebilmeleri için güç durumdaki ailelere iki ayda bir nakit ödemede yapılıyor. Türkiye’deki mevcut sosyal koruma sistemi üzerine inşa edilen programın 2018 yılı Şubat ayına kadar 230 bin mülteci çocuğa ulaşması bekleniyor.

Bütün çocuklarının Temmuz 2017’den bu yana Ş.E.Y. programından yararlandığını belirten Leyla: “Dört çocuğumuzu da okula göndermek için para gerekiyor. Okullarını çok seviyorlar ve bir gün bile devamsızlık yapmak istemiyorlar. Her sabah okula gitmek için evden çıktıklarında onlarla gurur duyuyorum, akşam okuldan eve döndüklerinde de umutlarım artıyor.” diye ekliyor.

Ş.E.Y. programı Türkiye’de Aile ve Sosyal Politikalar ve Milli Eğitim Bakanlıkları, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Türk Kızılayı ve UNICEF arasındaki yakın işbirliğiyle uygulanıyor. Avrupa Sivil Koruma ve İnsani Yardım Operasyonları (ECHO), programın Türkiye’deki mülteci çocukları da kapsaması için 34 milyon Euro katkı sağladı ve bu da kuruluşun bugüne dek olağanüstü durumlarda eğitime yaptığı en büyük yardımı oluşturuyor. Program, ayrıca Noveç Hükümeti ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından da desteklenmekte olup, kısa süre içerisinde diğer ortakların da katkı vermesi beklenmektedir.

Leyla Suriye’de giderek dayanılmaz hale gelen koşulları anımsıyor. “Bombalanıyorduk; evimiz isabet aldı ve tahrip oldu. Bereket versin aileden yaralanan olmadı. Ne elektrik, ne suyumuz vardı. En sonunda başımızı soktuğumuz evimiz de yok olunca Türkiye’ye gelmek için yola düştük. Yolculuk, fiziksel ve duygusal açıdan hepimiz için son derece zorluydu. Tanık olduğumuz zulmün psikolojik etkilerini hala taşıyoruz. Özellikle ikiz çocuklarım Melek ve Zeynep bu durumda. Bir gürültü duyduklarında hala korkuyla yerlerinden sıçrıyorlar. Ancak, yavaş da olsa savaşın travmasını atlatmaya çalışıyoruz.”

O korkunç günleri geride bırakma çabası içindeki Leyla her sabah umut vaat eden bir gelecek düşüncesiyle uyandığını söylüyor.  “Benim için günün en mutlu anı çocuklarımı okula yolcu ettiğim an. Pencereden gidişlerini izlerken, arkalarından dua ediyorum. İleride kendi yaşamlarını kurmalarını umuyorum. İyi bir eğitim onlara daha iyi bir gelecek fırsatı sağlayacak. Çocuklarımın ileride bizlerden çok daha iyi bir yaşamları olsun istiyorum. Eğitim görecekler ve zamanı geldiğinde iyi bir iş sahibi olacaklar. Ben ancak ancak 9’uncu sınıfa kadar okuyabildim ve en büyük hayalim çocuklarımı üniversiteye giderken görebilmek.”