BM Genel Sekreteri Ban ve Cumhurbaşkanı Gül BM Genel Kurulu’na hitap etti

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül (solda) BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon ile görüştü.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül (solda) BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon ile görüştü.

BM Genel Sekreteri dünya liderlerine halklarının onurlu bir yaşam ve kalkınma taleplerine cevap vermeleri çağrısında bulundu

Cumhurbaşkanı Gül de güçlü bir BM’nin önemini vurguladı
Ban Ki-moon, New York’ta devlet ve hükümet başkanlarına seslenişinde liderliğin fark yarattığını ve tarihe kulak verilmesi gerektiğini belirtti ve sıkı çalışma, adanmışlık ve bütünlük ile halklarının insan onuru ve sürdürülebilir kalkınma taleplerine cevap verilmesi çağrısında bulundu.

Ban 68. Genel Kurul açılış toplantısında yaptığı konuşmada, “Burada mevcut durumu sürdürmek için değil, dünyamızı daha ileriye taşımak için toplandık” dedi ve üye devletleri cesur adımlar atmaya ve bir çok meseleyi ele almak üzere beraber çalışmaya davet etti. 2015 sonrası sürdürülebilirlik gündeminin belirlenmesi, yeni iklim değişikliği rejiminin belirlenmesi ve Suriye’de üç yıla yakın bir süredir akan kanın durdurulması için tarafları müzakere masasında bir araya getirmek gibi zorlu konular bulunuyor.

Bazı hedeflerin gerçekleşmesinde geç kalındığını, zira eşitsizliğin ve insanların çalışma alanlarında istismarının arttığını hatırlatan Genel Sekreter, yeni kalkınma gündeminin Binyıl Kalkınma Hedefleri kadar ilham verici olması gerektiğini ancak daha ileriye gitmesinin elzem olduğunu söyledi.

21. yüzyılı, kadınların yüzyılı olarak adlandıran Ban, tüm kalkınma çabalarının merkezinde kadınların ve kız çocuklarının haklarının bulunması gerektiğini vurguladı.

Genel Sekreter Ban, doğa olaylarının bütün kalkınma kazançlarını tehdit edebilecek etkileri olduğunu söyledi ve delegeleri iklim değişikliğini daha ayrıntılı konuşmak üzere gelecek yıl New York’ta yapılacak iklim zirvesine katılmaya davet etti.

100.000’den fazla insanın öldürüldüğü, 7 milyonun üzerinde insanın ise evlerinden kaçmak zorunda kaldığı Suriye’deki krizi “dünyadaki en büyük güvenlik krizi” olarak adlandıran Ban, bu krizin Orta Doğu’daki istikrarı bozduğunu ve son çeyrek yüzyılda, sivillere karşı uygulanan en korkunç kimyasal silah saldırısına tanık olunduğunu söyledi.

Genel Sekreter Ban Ki-moon, Suriye Hükümeti’ni ve muhalefeti, uluslararası insan hakları hukuku altındaki yükümlülüklerine bağlı kalmaya, ayrıca tıbbi tesislere ve tıbbi personele yönelik bu “vicdana sığmaz” saldırılara son vermeye çağırdı. Ban, ayrıca Suriye’de kimyasal silah kullanılmasına karşı uluslararası topluluğun gerekli tepkiyi ortaya koymasını istedi. Ban, konuşmasının Suriye ile ilgili bölümünde, Suriye’deki krizin sadece siyasi yollardan çözülebileceğini vurguladı. Bütün tarafları ve Genel Kurul üyelerini Cenevre konferansının gerçekleştirmesi için çalışmaya çağırdı.

Kıta halkının demokrasi ve ekonomide ilerleme katettiği Afrika’ya da değinen Ban, Somali ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde iyi gelişmeler yaşandığına ancak Kuzey Sahra bölgesinde (Sahel) sefaletin hüküm sürdüğüne; Orta Afrika Cumhuriyeti’nde hukuk ve düzenin bozulduğuna, BM insani yardımlarının uluslararası topluluk tarafından mali olarak yeterince desteklenmediğine dikkat çekti.

2013’ün Viyana İnsan Hakları Beyannamesinin 20. yıl dönümü olduğunu hatırlatan Genel Sekreter, üye devletlerin geniş yelpazeli hak ihlallerini önlemek üzere ivedi bir görüş birliğine varmalarına yardım etmek için elinden geleni yapacağının sözünü verdi.

Ban konuşmasında, ölümcül silahların olduğu bir dünyada barıştan ve insan haklarından yararlanmanın ancak çok kısıtlı olacağını belirtti ve BM Genel Kurulu’nu Silah Ticareti Antlaşmasını yürülüğe daha erken koymaya çağırdı. Ayrıca Genel Sekreter, Genel Kurula katılan devlet başkanlarına, ölümcül silahlara milyarlar dökmek yerine, önceliklerini halkın haklarına ve onlara yatırım yapmaya vermeleri çağrısında bulundu.

Genel Sekreter, arzu ve en önemlisi merhamet ile halkın istediği ve dünyamızın ihtiyaç duyduğu geleceği kurabileceğimizi söyleyerek sözlerini sonlandırdı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de konuşmasında BM Güvenlik Konseyinin yapısının değişmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Haklılığın kimsenin tekelinde olmadığını herkesin bildiğini dile getiren Gül, “Yine de BM sisteminin işlevlerine bir bütün olarak değinmek istiyorum. Güçlü, etkin ve güvenilir bir BM, hepimizin ihtiyacıdır. Günümüzün küresel gerçeklerine hazırlıklı bir BM’ye ihtiyaç duyuyoruz. Böyle bir BM, uluslararası barış ve güvenliğin muhafazası için harekete geçme yeteneğine sahip olmalıdır. Güvenliği, adaleti ve insanların temel hak ve özgürlüklerini koruyabilmelidir” diye konuştu.

Gül, konuşmasında Suriye’de kimyasal silahlarla gerçekleştirilen saldırıya da değindi. Söz konusu silahların imha edilmesinin yeterli olmayacağını belirten Ban, “Bu silahların daha bir ay önce Suriyeli sivillere karşı kullanıldığını gözardı edemeyiz. İnsanlığa karşı işlenen bu suçun faillerinin, yaptıklarının hesabını vermesi ve adalete teslim edilmesi gerekmektedir. Suriye’nin kimyasal silahlarına ilişkin bu anlaşmayı bir fırsat görüyorum. Bunun, Ortadoğu’daki tüm kitle imha silahlarının tasfiyesini sağlayacak bir güvenlik mimarisinin oluşturulması yönündeki ilk adımı teşkil etmesini ümit ediyorum. Bununla birlikte, Suriye’deki duruma yönelik yakın geçmişteki yaklaşım, bazı zor soruları da beraberinde getirmektedir: Eğer kimyasal silahlar kullanılmamış olsaydı, uluslararası toplum yüzbinden fazla insanın ölümüne gözlerini kapatmaya devam mı edecekti? Biz burada konuşurken dahi öldürülmeye devam edilen insanlara karşı ahlaki sorumluluğumuzu yerine getirmekten daha ne kadar kaçabiliriz?” dedi.

Gül ayrıca Türkiye’nin 2015-2016 Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği adaylığını hatırlattı ve üye devletlerden destek talep etti.