BM raporlarına göre kanserle savaşta sadece tedavi yeterli değil

Cancer_ReportÖnümüzdeki yirmi yıl içinde kanser vakalarının yılda 14 milyondan 22 milyona ve kanser sonucu ölümlerin sayısının da 8,2 milyondan 13 milyona yükseleceği tahmin ediliyor. Birleşmiş Milletler, kanserle mücadelenin uluslararası anlaşmalar, yasal düzenlemeler ve alkol, sigara ve tatlandırılmış içeceklere sınırlandırma getirilmesini kapsayacak şekilde çok yönlü olarak sürdürülmesi çağrısında bulundu.

BM kanser ajansı direktörü Dr. Christopher Wild, 4 Şubat Dünya Kanser Günü etkinlikleri kapsamında açıklanan rapor ile ilgili yaptığı açıklamada, “Giderek gelişen tedavi yöntemlerine ilave olarak ve giderek artan kanser yükünü azaltmak için, önleyici tedavilere daha fazla ağırlık verilmesi ve erken teşhis büyük önem taşıyor” dedi.

Raporda, kanserle mücadelede sadece tedavi yöntemlerinin yeterli olmayacağı, hastalığın azaltılması için önleyici tedbirler alınması gerektiği vurgulanıyor.

Raporda, önleyici stratejilere örnek olarak Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından hazırlanan ve tütün ürünlerinin kontrolüne yönelik ilk uluslararası anlaşma olan Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’ne vurgu yapılıyor ve akciğer ve diğer birçok kanser türüne neden olabilen tütün kullanımının vergiler, reklamlara sınırlandırma getirilmesi gibi uygulamalar ve önlemlerle caydırıcı kılınması gerektiği belirtiliyor.

Raporu Dr. Wild ile birlikte hazırlayan Dr. Bernard Stewart da konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada uygun yasalar sayesinde insanların sadece işyeri tehlikelerinden ve çevresel kirleticilerden korunmakla kalmayacağı, sağlıklı hayat tarzlarının da teşvik bileceğini belirtti ve “Düşük ve orta gelirli ülkelerde hükümetlerin nüfuslarını korumak ve kanser önleme planlarını uygulamak için gerekli yasal önlemleri almaları gerekiyor” dedi.

Dr. Wild’ın başkanlığını yürüttüğü BM Dünya Sağlık Örgütüne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından sunulan Dünya Kanser Raporu 2014, kanser yükünün ürkütücü bir hızla arttığının altını çiziyor. Artan ve yaşlananan nüfusları nedeniyle bu durumdan orantısız olarak etkilenen gelişmekte olan ülkelere bakıldığında kanser vakalarının yüzde 60’ı, ölümlerin ise yüzde 70’i Afrika, Asya ve Orta-Güney Amerika’da görülüyor. Rapor, gelişmekte olan ülkelerde sağlanabilecek etkin ve düşük maliyetli kanser tedavilerinin, ölüm oranını önemli oranda düşüreceğini belirtiyor.

40 ülkeden 250’den fazla bilim insanının işbirliği ile oluşturulan raporda, giderek artan kanser maliyetlerinin en zengin ülkelerin ekonomilerine de zarar verdiği ve bu ülkelerin sağlık sistemlerini büyük ölçüde zorladığı belirtiliyor.

Birçok gelişmekte olan ülke, enfeksiyona bağlı oluşan rahim ağzı, karaciğer ve mide kanserleri gibi kanserlerden de orantısız bir şekilde etkileniyor ve bu ülkelerde sanayileşme sonucu akciğer, meme ve kalın bağırsak kanserlerinin de görülme oranı artıyor.

Rapor hepatit B ve insan papilloma virüsüne karşı başlatılacak etkin aşılama uygulamalarının karaciğer ve rahim ağzı kanseri oranlarını belirgin şekilde azaltacağını belirterek, düşük ve orta gelirli ülkelerde tütün kullanımının azaltılmasının kanserin kontrolünde kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.

Dr. Stewart, hükümetlerin kanserle mücadele amacıyla atılacak adımları bir gider olarak değil ileriye yönelik olarak yatırım olarak görmelerinin gerektiğini belirtiyor.

Raporda 2012 yılında dünyada en çok görülen kanser türleri şöyle sıralanıyor: akciğer (1,8 milyon vaka, toplamın yüzde 13’ü), meme (1,7 milyon, yüzde 11,9) ve kalın bağırsak (1,4 milyon, yüzde 9,7). En fazla ölüme neden olan kanser türleri ise şu şekilde sıralandı: akciğer (1,6 milyon, yüzde 19,4), karaciğer (0,8 milyon, yüzde 9,1) ve mide (0,7 milyon, yüzde 8,8).