UNESCO: Elde edilen ilerlemeye rağmen eğitim alanındaki küresel hedeflere ulaşılamıyor

mdgposter-turkceBirleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından yayınlanan “Herkes için Eğitim 2015 Küresel İzleme Raporu’da Binyıl Kalkınma Hedefleri kapsamında 2015 yılı sonuna kadar eğitim alanında erişilmesi amaçlanan küresel hedeflere tam olarak ulaşılamayacağı uyarısında bulunuldu.

UNESCO raporunda, herkesin en azından temel eğitim almasını sağlamayı amaçlayan söz konusu hedefe 2030 yılına kadar erişilebilmesi için yıllık 22 milyar ABD Doları ilave kaynağa ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

UNESCO Başkanı Irina Bokova, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada dünyanın herkes için eğitim alanında çok önemli bir ilerleme kaydettiğini ancak henüz bu alanda istenen hedefe ulaşılamadığını belirtti.

Herkes için Eğitim 2015 Küresel İzleme Raporuna göre üye ülkelerin yüzde 47’si erken çocukluk dönemi eğitimi hedeflerine ulaşmış bulunuyor. Üye ülkelerin yüzde sekizi ise söz konusu hedefe erişmeye çok yaklaşmış bulunuyor. 2012 yılında erken çocukluk eğitimine kayıt olan çocuk sayısının 1999 yılına oranla yaklaşık üçte iki arttığı görülüyor.

Binyıl Kalkınma Hedefleri kapsamında eğitim alanında ortaya konan hedefe tam olarak erişilememiş olmasına rağmen 1990’lı yıllarla kıyaslandığında okula giden çocuk sayısında milyonlarla ifade edilen bir artış görüldüğünü belirten Bokova, ancak başta kız çocuklarının olmak üzere en yoksul kesimin eğitim imkanlarının daha kaliteli hale getirilmesi için arkasında gerekli mali destek bulunan stratejilere ithiyaç duyulduğunu söyledi.

Binyıl Kalkınma Hedefleri kapsamında amaçlanan ve herkesin en az ilk öğretimi tamamlamasını öngören hedefe üye ülkelerin yüzde 52’si erişmiş, yüzde 10’u erişmeye yaklaşmış bulunuyor. Üye ülkelerin yüzde 38’inin ise söz konusu hedefe ulaşamayacağı görülüyor. Söz konusu veriler yaklaşık 100 milyon çocuğun ilk öğretimi tamamlayamayacağı anlamına geliyor. Yoksul çocukların ilk öğretimi tamamlama şansları ise varsıl kesime göre beş kat daha az.

UNESCO bu durumun değişebilmesi için küresel bir strateji belirlenmesi gerektiğini belirtiyor.