Cenevre’deki ILO Uluslararası Çalışma Konferansı’nda Türkiye’yi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay Temsil Etti

ILC10 Haziran 2019 tarihinde Cenevre’de başlayan ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) kuruluşunun 100’üncü yıl dönümünün kutlandığı 108. Uluslararası Çalışma Konferansına Türkiye’yi temsilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay katıldı ve ILO’yu kuruluş yıldönümü nedeniyle kutladı.

Bu yıl 10-21 Haziran 2019 tarihleri arasında gerçekleşen toplantı ILO’nun kuruluşunun 100’üncü yıl dönümünü vesilesiyle dünya genelinde 187 ülkeden 6,000’den fazla delegeyi bir araya getirdi.

Konferans kapsamında heyetler arası görüşmeler de gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ILO’nun 108. Uluslararası Çalışma Konferansında bir konuşma yaptı.
ILO’nun kuruluşunun 100’üncü yıl dönümü vesilesiyle, konferansta hitap etmekten onur duyduğunu vurgulayan Oktay: “Bu konferansın dünyadaki insanların refahına katkıda bulunmasını içtenlikle ümit ediyorum,” dedi.

“Türkiye ILO’nun işin geleceğine ilişkin insan-merkezli yaklaşımını destekliyor”

Kurulduğu günden bu tarafa etkin şekilde çalışmalarını sürdüren ILO’yu başarılı ve verimli çabalarından dolayı tebrik eden Oktay, Türkiye’nin işin geleceğine ilişkin tematik tartışmalara ve ILO’nun 100. yıl etkinliklerine büyük önem verdiğini vurgulayarak Türkiye’nin, ILO’nun işin geleceğine ilişkin insan-merkezli yaklaşımını desteklediğini vurguladı.

Oktay “Reformlarımız ve başarılarımız; bir taraftan yatırıma, istihdama ve üretime öncelik vermek suretiyle, bu insan-merkezli yaklaşım anlayışı sayesinde gerçekleşti,” dedi.

ILO’nun köprü görevi üstlenen rolüne vurgu yapan Oktay: “ILO ayırt edici yönünü sadece sosyal barışı tesis ederek değil aynı zamanda uluslararası barışa katkı sunarak da kanıtlamıştır,” şeklinde konuştu.

Bu işlevi nedeniyle, ILO’nun gelecek yüzyılda da önemli bir rol üstleneceğine dair inancını dile getiren Oktay “ILO’nun, müzakere yoluyla mutabakatı sağlamaya yönelik temel prensipleri sayesinde, iki dünya savaşının yaralarını iyileştirme; ekonomik ve sosyal zorluklardan kaynaklanan sosyal gerginlikleri paydaşlarla birlikte giderme çabası ve daha iyi çalışma koşullarını sağlama hususlarındaki başarıları şüphesiz ILO’nun başarılı tarihindeki önemli dönüm noktalarıdır,” dedi.

“Türkiye ve ILO arasındaki işbirliği 1927 gibi çok erken bir dönemde başladı. Bu işbirliği, dış ilişkilerimizde ve iş yaşamının, Türkiye’deki kurumların ve gümrüklerin yapılandırılmasında önemli etkiler yapmıştır,” diyen Oktay “Bugün, genç istihdamından kadın istihdamına ve kayıtdışı istihdamın önlenmesinden göçmenlerin çalışma yaşamına entegrasyonuna kadar çalışma yaşamının tüm yönleriyle ilgili olarak ILO ile işbirliğimiz devam etmektedir,”şeklinde konuştu.

“ILO’nun göçmen ve mülteciler konusundaki katkılarını kutluyorum”

 

Konuşmasında Suriye’de Mart 2011’de başlayan süreç sonrası yaşanan göç konusuna da değinen Oktay İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyanın en büyük göç gerçeğiyle karşı karşıya bulunduğunu söyledi.

Türkiye’nin, iç savaş, baskı, şiddet ve terörden kaçan 4 milyondan fazla Suriyeliye kapılarını açtığını ve geçici koruma altında bulunanlara 37 milyar dolardan fazla mali yardımın yapıldığını belirten Oktay, “Karşı karşıya kalınan bu insani trajedi ancak uluslararası toplumun yük ve sorumluluğu paylaşması durumunda rahatlayabilir. Coğrafi yakınlık hiçbir ülkeyi bu trajedinin tek sorumlusu ve yüklenicisi yapmamalıdır,” şeklinde konuştu.

Oktay göçmenlerin ve mültecilerin bir taraftan da yaşadıkları ülkelerin ekonomilerine önemli katkılar sağladığını dolayısıyla göçün etkili bir şekilde yönetilmesi durumunda ev sahibi ülkeler ve göçmenler açısından bir kazan-kazan durumunun oluşturabileceğine de dikkat çekti.

Karşılaştıkları olumsuz basmakalıp önyargıların, ayrımcılığın ve yabancı düşmanlığının göçmenlerin ve mültecilerin koşullarını daha da kötüleştirdiğini ifade eden Oktay, “Bu nedenle, hükümetler; yaşam ve çalışma koşullarını iyileştirmenin yanı sıra yabancı düşmanlığı ve göçmen karşıtı duygular gibi kabul edilmesi mümkün olmayan eğilimlerle mücadele etmenin yollarını bulmak zorunda,” şeklinde konuştu.

“Pek çok gelişmiş ülke göçmen ve mültecileri varoluşsal bir tehdit olarak görürken ve onlara karşı populist politikalar benimserken; ILO’yu, göçmenlere ve mültecilere yönelik çalışmaları, katkıları ve girişimleri nedeniyle kutluyorum.”