FAO: Türkiye’nin biyoçeşitliliğini ve sürdürülebilir tarımını anlatan yeni eser

 

©Sare Kural
©Sare Kural

Türkiye birçok biyoçeşitliliğe ve ekosistemlere ev sahipliği yapmaktadır. Ülkenin coğrafi özelliği Karadeniz Dağları’ndan Akdeniz platolarına, doğu yaylalarından Ege sahilboyları olmak üzere üç biyocoğrafik bölgeden oluşmaktadır. Yüzyılllardır, Türkiye’nin ekosistemleri ve biyoçeşitliliği Andaolu’daki sürdürülebilir tarımsal uygulamaların ve gıda güvenliğinin temelini oluşturmuştur.

Bugün ülkenin genetik kaynaklarını ve sürdürülebilir kalkınmaya katkısını kutlamak için Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Tarım ve Orman Bakanlığı ortaklığında yazılan kitabın lansmanı 29 Nisan’da İzmir’de gerçekleştirildi.

Etkinliği açılış konuşmalarında söz alan FAO Orta Asya Bölge Alt Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu:

Türkiye’nin birçok Anadolu uygarlığına ev sahipliği yapan topraklar üzerinde olduğunu, pek çok bilimsel makalenin Güneydoğu Anadolu’daki Karacadağ Dağı’nın bugün dünyayı besleyen buğday, mercimek ve nohut gibi temel bitkileri sunduğunu ifade etti.

Biyoçeşitliliğin, sadece şok ve strese karşı dayanıklılığı arttırmakla kalmayıp aynı zamanda, üretim sistemlerini yeni zorluklara adapte olmasında yardımcı olduğunu ve üretimin sürdürülebilir bir şekilde artmasında katkıda bulunduğunu belirten Gutu, 2030 Gündem kapsamında Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmada da önemli rol oynadığını sözlerine ekledi.

Tüm bunlar hesaba katıldığında biyoçeşitliliğin gıda ve tarım sektöründeki rolünün uluslararası politika gündemlerinde giderek daha fazla desteklendiğini ifade eden Gutu, bu desteğin koordineli ve kapsayıcı eylemlere dönüştürülmesi gerektiğinin altını çizdi.

 

“FAO- Türkiye Ortaklık Programı (FTPP) kapsamında Türkiye ile 16 proje gerçekleştirdik

Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanı İnam Karimovise FAO-Türkiye Ortaklık Programı (FTPP) çerçevesinde, Türkiye’nin desteğiyle, Azerbaycan’da organik tarım, tohumculuk ve balıkçılık alanlarında 16 proje gerçekleştirildiklerini söyledi.

Kırsal ve tarımsal kalkınmada Türkiye ile startejik partner olduklarını ifade eden Karimov, doğanın kaynaklarını faydalı kullanarak herkes için gıda güvenligini sağlamayı hedeflediklerini ve bu alanda da birçok uluslararası kuruluş ve ülke ile iş birliğinde olduklarını sözlerine ekledi.

 

“Biyoçeşitliliğin yok olması hayatın yok olmasıdır”

Etkinliğin son açılış konuşmasını gerçekleştiren T.C. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, biyoçeşitliliğin kaybının, ekosistemlerin verimliliğinin de kaybı anlamına geldiğini, bunun da ekosistemleri; taşkınlara, fırtınalara, insan kaynaklı çevre kirliliğine ve iklim değişikliğine karşı çok daha hassas bir noktaya getirdiğini ifade etti. Bu sebeple ‘Biyoçeşitliliğin yok olması hayatın yok olmasıdır’ mesajının sıklıkla altını çizdiğini belirten Pakdemirli, Türkiye’nin bu konudaki eşsiz zenginliğini gelecek nesillere aktarmak için çalışmalar yürüttüklerini söyledi.

Türkiye’nin tecrübelerini başta Orta Asya ülkeleri olmak üzere Kafkaslar’dan Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada paylaşılması için başta FAO olmak üzere uluslararası kuruluşlarla ortak hareket ettiklerini vurgulayan Pakdemirli, Bakanlık ve FAO iş birliğinde hazırlanan ve bugün lansmanı gerçekleşen ‘Türkiye’nin Biyoçeşitliliği: Genetik Kaynakların Sürdürülebilir Tarım ve Gıda Sistemlerine Katkısı’isimli eser ile de zenginliklerimizin sürdürülebilir bir şekilde korunmasına katkıda bulunmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.

“Türkiye’nin Biyoçeşitliliği: Genetik Kaynakların Sürdürülebilir Tarımve Gıda Sistemlerine Katkısıisimli eser coğrafi özellikler ve agroekolojik bölgeler, genetik kaynakların çeşitliliği, tarım ve biyoçeşitlilik, Türkiye’deki mahsul üretimi,  hayvancılık, ormancılık, balıkçılık, ilaç üretimi ve koku sanayiinde genetik kaynaklarının korunması ve kullanımı üzerine genel bilgileri özetleyen niteliktedir.

Kitabın editörlerinden FAO tarım yetkilisi Hafiz Muminjanov “Kitap için belli başlı genetik kaynakları ve geleneksel yönetim uygulamalarını seçmek zorlayıcı bir süreçti” dedi. Muminjanov bunların yalnızca örnek olduğunu, daha birçoğundan da bahsedilebileceğini sözlerine ekledi.

Örneğin cevizi alın: Ağacın iklimsel seçimleri, coğrafi yayılımı, ülkenin mutfak kültüründeki rolü şöyle dursun ve bunun Türkiye’nin ekonomisi ve bitki genetik kaynaklarına kattığını rahatlıkla öğrenebilirsiniz.

Biyolojik çeşitlilik tüm dünyada endişe verici boyutlarda azalmakta. Yaşam alanları bölündü; arazi, su ve hava durmadan kirlenmekte. Biyoçeşitlilik Türkiye ve başka yerler için de sürdürülebilir kalkınma için kilit bir konu olduğu için, biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin birçok Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın ve ilgili hedeflerinin parçaları olmaları bir tesadüf değil.

Tüm bunlar biyoçeşitliği korumak, degradasyonu geriye çevirme ve esasen çevreye zarar vermeden sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyümeye ulaşabilmek için acil eylem çağrısı olarak da değerlendirilebilir.

Türkiye’nin biyoçeşitliliğin korunmasına dair uzun dönemli taahhüdü bu yayınla devam etmekte olup, amaç küresel olarak karar vericileri, görevlileri ve eğitimcileri de kapsayan daha çok kişinin dikkatini biyoçeşitliliğin değeri hakkında çekerek geniş çaplı kamusal farkındalık yaratmaktır.