Gezegenimiz 2017’de de ısınmaya devam etti

İrma kasırgası sonrası Havana, Küba. Fotoğraf:UNOCHA EFE/Rolando Pujol
İrma kasırgası sonrası Havana, Küba. Fotoğraf:UNOCHA EFE/Rolando Pujol

Birleşmiş Milletler Dünya Meteoroloji Teşkilatı WMO, 2015 ve 2016 yıllarında rekor kıran küresel sıcaklığın 2017 yılında da yükselişini sürdürdüğünü, Kuzey Kutbunda 2017 yılında devam eden basıncın deniz seviyeleri ve hava durumu üzerinde derin ve uzun sürecek etkilerinin olacağını bildirdi.

WMO Genel Sekreteri Petteri Taalas, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Uzun vadeli sıcaklık eğilimi, tekil yılların sıralamasından çok daha önemli ve bu eğilim yukarı yönlü” dedi.

WMO ölçümlerine göre 2016 yılı, El Nino kasırgasının etkisi nedeniyle şimdiye kadarki en sıcak yıl olmuş, sanayi öncesi çağdan 1.2°C yüksek ölçülmüştü, 2017’nin ise El Nino etkisi olmadan yaşanan en sıcak yıl olduğu ifade edildi ve yaklaşık 1.1°C sanayi öncesi çağdan yüksek ölçüldü.

Glasser Paris İklim Anlaşmasında belirtilen 2°C sıcaklık limitine tehlikeli bir şekilde yaklaşıldığını kaydetti ve mevcut sera gazı emisyonları düzeyleri ile arzu edilen 1.5°C’lik artış sınırında kalmanın daha da zor olacağını vurguladı.

Taalas sıcaklık derecelerinin hikayenin sadece küçük bir kısmı olduğunu, 2017 yılındaki ısınmanın pek çok yerde aşırı hava olaylarına neden olduğunu belirtti. Taalas örneğin 2017 yılının hava ve iklim afetleri açısından ABD’nin en çok para harcadığı yıl olduğunu kaydetti. WMO Genel Sekreteri başka ülkelerde ise tropik fırtınalar, seller ve kuraklık nedeniyle kalkınmanın yavaşladığını veya geriye gittiğini belirtti.

  1. yüzyıl şimdiye kadar rekor düzeyde 18 en sıcak yılın 17’sini kapsayan en sıcak hava dönemi oldu.

BM Genel Sekreteri’nin Afet Risklerinin Azaltılması Özel Temsilcisi Robert Glasser da iklim değişikliğinin artan ivmesini “gezegenimizin varoluşuna bir tehdit” olarak nitelendirdi. Glasser, “Her biri 1°C’den yüksek olan rekor sıcaklıkla birbirini takip eden 3 yılın, bir de 2017 de afetler nedeniyle rekor düzeyde ekonomik kayıplarla birleşmesi bize gezegenimizin varoluşuna karşı köklü müdahaleyi gerektiren bir tehdit ile karşı karşıya olduğumuzu söylemelidir” dedi.

Yoksulluk, ekolojik sistemlerin yıkılması ve toprakların uygun olmayan şekilde kullanılmaları ile birleşen iklim değişikliğinin pek çok insanı evini terk etmeye ittiğini de kaydetti.

Glasser sera gazı emisyonları düzeyini azaltmak için daha fazla isteğe ve iklim değişikliğine çok az katkısı olan ülkelerde afet riskini azaltma yönünde somut eylemlere ihtiyaç olduğunun da altını çizdi.