İnsan Hakları Günü TBMM’de düzenlenen etkinlikle kutlandı

TBMM Başkanı Binali Yıldırım ve Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Irena Vojackova Sollorano SGDD-ASAM Al Farah Mülteci Korosu ile birlikte.
TBMM Başkanı Binali Yıldırım ve Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Irena Vojackova Sollorano SGDD-ASAM Al Farah Mülteci Korosu ile birlikte.

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Suriye’de barışın mutlaka tesis edileceğini ve ülkenin güvenli hâle geleceğini belirterek, “Bu kardeşlerimiz ülkelerine, doğdukları, büyüdükleri, acı tatlı hatıralarının olduğu kendi evlerine mutlaka dönecektir” dedi.

Yıldırım, TBMM ile Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye’nin iş birliğinde Meclis Tören Salonu’nda 12 Aralık’ta düzenlenen, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 70. yılında “Mülteciler, Göçmenler ve Uyum Politikaları-Fırsatlar, Zorluklar, Çözümler” konulu sempozyuma katıldı.

Yıldırım, BM’nin, 10 Aralık 1948’de Paris’te yaptığı toplantıda İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni kabul ederek bu konuda evrensel bir çerçeve belirlediğini hatırlattı.

70 yıl önce kabul edilen metnin insanlık tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Yıldırım, Türkiye’nin ilk imzacıları arasında bulunduğu beyannamenin, insan şeref ve haysiyetinin korunması için gösterilen hassasiyetin somut bir ifadesi olduğunu söyledi.

Türkiye’nin birçoğu Suriyeli olmak üzere 3,6 milyon mülteciye ev sahipliği yaptığını bildiren Yıldırım, “İnsani ve vicdani bir mesele olduğunu biliyoruz. Bundan da yüksünmüyoruz.” dedi.

Türkiye’nin milli gelirine oranla en fazla insani yardım yapan ülke olduğuna dikkati çeken Yıldırım, şunları söyledi:

“İnsanı mutsuz eden krizleri ve masum kişilere yapılan zulümleri önleyecek geçerli, etkin bir mekanizma olmaması da çok büyük eksikliktir. Yaşamak en temel insan hakkıdır. Yaşama hakkının ihlal edilmesi, insanın Allah’ın kendine yüklediği sorumluluğu reddetmesi anlamına gelir. Bu noktada insana yüklenen sorumluluğu hatırlatacak uluslararası bir mekanizmaya şiddetle ihtiyaç vardır. BM bugünkü yapısıyla bu konulara ne yazık ki çözüm bulmaktan uzaktır. Bu niteliği sebebiyle özellikle BMGK’nin yapısında mutlaka değişikliğe gidilmelidir. Bu yüzden Sayın Cumhurbaşkanımız zaman zaman ‘Dünya 5’ten büyüktür.’ ifadesini dile getirmektedir. 2. Dünya Savaşı’nın galipleri tarafından savaştan edinilen tecrübeler ve çıkarılan dersler üzerine kurulan BMGK, yarınlara da aynı anlayışla devam edemez. Bu, sürdürülebilir bir durum değildir. Dünyada galipler ve mağluplar anlayışı çoktan geride kalmıştır. Bu yapı mutlaka değişmelidir.”

Sempozyumun açılışında konuşan İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Hakan Çavuşoğlu ise Suriye’deki iç savaşın milyonlarca insanı mülteci haline getirmesinin, en fazla Türkiye’yi etkilediğini dile getirdi.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Hakan Çavuşoğlu, dünyadaki en büyük sığınmacı nüfusuna ev sahipliği yapan Türkiye’nin, sığınmacılara dönük politikalarıyla hem hukuki hem de ahlaki düzeyde uluslararası toplumun yüz akı olduğunu söyledi.

Göç hareketlerinin, iyi yönetilebildiği takdirde ekonomik, kültürel ve sosyal katma değerler oluşturabildiğini; aksi takdirde, kamu düzeni ve güvenliğine tehdit oluşturabildiği gibi insan hakları ihlallerinin de ortaya çıkmasına yol açtığını belirten Çavuşoğlu, teröristlerin göç yollarını kullanmasının ve yaşanan uyum problemlerinin, göçün kriminal algısını popüler hale getirdiğini bildirdi.

Oysa yapılan çalışmaların, göçmenlerin suça karışma oranının yerleşiklere göre daha düşük seviyede olduğunu gösterdiğini aktaran Çavuşoğlu, Türkiye’de, 2018 yılı başı itibariyle yaklaşık 3,4 milyon Suriyelinin geçici koruma statüsüyle yaşadığını hatırlattı.

Çavuşoğlu, Suriyelilerin yanı sıra Irak, Afganistan, İran, Somali gibi ülkelerden Türkiye’ye uluslararası koruma bulmak maksadıyla gelen 2017 sonu itibarı ile 300 bin sığınmacının bulunduğunu anlattı.

Göçmenlere dönük yalan, nefret söylemi de duyarlılık göstermemiz gereken bir problem alanıdır. ‘Kaçak mülteci’ veya ‘yasa dışı göçmen’ tanımlaması sığınmacıların, mültecilerin, göçmenlerin yasa dışı olduğuna, suçlu olduğuna dair bir algı oluşturmaktadır. Sığınmacı olmak, uluslararası koruma için göçmek yasa dışı bir hareket değildir; aksine 1951 Cenevre Sözleşmesi ile teyit edilmiş bir insan hakkıdır. ‘Kaçak’ ya da ‘yasa dışı’ terimleri yanlış kullanımdır, doğrusu ‘düzensiz’ terimidir. Gerek toplumsal bir gerçek olarak gerekse de yasal olarak mülteciliğin ve iltica etmenin bir insan hakkı olduğunun geniş topluma anlatılması, başta medya ve siyaset etiği olmak üzere toplumsal sorumluluğumuzun zorunlu kıldığı bir gerekliliktir.”

Hakan Çavuşoğlu, “Türkiye açısından göçün yönetilebilmesi ve sağlıklı uyum politikalarının uygulanması bir zorunluluktur. Türkiye, bu göçü bir yük olmaktan çıkaracak, bir fırsat penceresine dönüştürecektir.” dedi.

Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Irena Vojackova Sollorano da gerçekleştirdiği konuşmasında, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin savaşların ve nefretin ortadan kaldırılması için ortaya atıldığını ifade etti.

Evrensel beyannamenin dünyanın her yerinden çok seçkin kişiler tarafından hazırlandığını dile getiren Sollorano, beyannamenin ilk versiyonunun sadece erkeklere hitap ettiğini, daha sonra beyannamenin kadınlara ve çocuklara da hitap edecek şekilde kaleme alındığını söyledi.

Beyannameyi kaleme alan katılımcıların dünyanın farklı ülkelerinden geldiğini ve metni formüle ettiğini anlatan Sollorano, metnin, ilk yazıldığı tarihte Türkiye tarafından güçlü şekilde savunulduğunu anımsattı.

Türkiye’nin, bu beyannamenin ilk imzacı devletlerinden birisi olduğunu vurgulayan Sollorano, göçmenlere yaptığı ev sahipliğinden dolayı Türkiye’yi kutladığını ifade ederek, bunu yapan çok ülke olmadığını kaydetti.

TBMM Başkanı Yıldırım ve beraberindekiler programın ardından “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 70. yılında mülteci ve göçmen hakları” konulu fotoğraf sergisinin açılışını gerçekleştirdi.

Sempozyumun açılışında, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) Al Farah Mülteci Korosu tarafından Türkçe ve Arapça eserlerden oluşan bir konser verildi.

Sempozyumda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, İnsan Hakları Günü dolayısıyla yayımladığı video mesajı da gösterildi.