Hayatlara Dokunmak: İnsani Yardım Çalışanı Olmanın Mutluluğu ve Zorlukları

iom-yardim

Nihan, insani yardım çalışanı olarak üstlendiği rolü ve bu yolculuğun ona ne ifade ettiğini büyük bir sevgiyle anlatıyor:

İnsani yardım alanında görev yapan bir sosyal çalışmacı olarak, bunun bir meslek olduğunu değil, fedakârlık gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu söyleyebilirim. İnsani yardım alanında kariyer yapmak benim için bir tercih değildi, kendimi bu alanın içinde buldum.

Etrafınızda haksızlıklar gördüğünüzde, aç bir çocuk, şiddet mağduru bir kadın veya savaştan kaçarken denizde çocuğunu kaybetmiş bir baba görünce çok etkileniyorsanız, kendinizi bir şekilde bu alanda buluyorsunuz. Sınırın diğer yanında patlayan bir bombanın sesini duyunca veya yanlış bir şey gördüğünüzde harekete geçiyorsunuz ve bu sayede bazen hayat kurtarabiliyorsunuz.

Amacım, dezavantajlı gruplar diğer gruplarla aynı yaşam koşullarına ulaşana kadar çalışmak. Küçük küçük adımlar atarak toplumda iyi yönde değişim sağlandığını görebiliyorum. Bu sizi hayata bağlayan ve daha büyük bir enerji ve motivasyonla çalışmaya devam etmenizi sağlayan, son derece memnuniyet verici bir duygu.

En büyük zorluk, çekilen sıkıntılara tanık olmak ve yüreğinizi parçalayan hikâyeler dinlemek. Televizyonda korkunç şeyler izlerken veya gazetede bu tür şeyler okurken, gözünüzün önüne gerçekleşen bir olaya tanık olmak gerçekten zor ve sinir bozucu.

Bu zorluklara rağmen, çocukları güldürebilen, sohbet ve oyunlarla onlarla içten bir şekilde iletişim kurmayı başarabilen ve kadınların güvenilir bir sırdaş olarak gördükleri ve kendilerini ifade edebildikleri biri olmak için uğraşıyorum. Kendimi anlamlı şeyler yapmak, farkındalık yaratmak ve insanlarla iletişim kurmak için yaşayan enerji dolu biri olarak tanımlıyorum.

Kadınlar olarak, erkeklerle aynı çabayı göstererek ve aynı istidat ile çalışmaya devam ederken, işimiz genellikle bizim analık içgüdümüz ve şefkat duygumuzun bir yansıması olarak görülüyor. Ben bu basmakalıp bakış açısını reddediyorum ve işimizin ahlak kurallarına, insani değerlere ve azme dayalı olduğuna da inanıyorum. İnsanlığın toplumsal cinsiyeti veya kromozomu yoktur!

Toplumda pek çok kişi kadınların kriz ve afet bölgelerinde çalışamayacağını düşünür, ancak ben, tıpkı benim gibi, bombalanan bölgelerde çalışan, çatışma ve savaş tehdidi altındaki kampları ziyaret eden kadın insani yardım çalışanları konusunda gözlerini açmak istiyorum.  Evet, ben bir kadınım ve güçlüyüm, ancak bunun da ötesinde ben bir insanım. İnsan olmanın, diğerlerine yardım etmek için son derece sağlam ve güçlü bir sebep olduğuna inanıyorum.

İnsani yardım bütüncül olmalıdır, toplumdaki insanların desteği olmadan toplumda anlamlı bir etki yaratmamız pek mümkün değil. İnsanların acılarını dindirmek hepimizin görevi ve sorumluluğudur. İster meslekten olsun ister gönüllü olsun, insani yardım çalışanları insanların hayatlarına dokunur, hayatları kurtarır ve değiştirir. İnsanların bizi hedef olarak değil, diğerlerine yardım etme amacı olan kişiler olarak görmesini istiyorum. Onların desteği olmadan ilerleme kaydetmemizin veya başarıya ulaşmamızın bizim için pek kolay olmadığını da bilmelerini istiyorum.

Foto Röportaj: Nisan 2019, © Emrah Özesen / IOM