IOM – BM GÖÇ KURULUŞU: İnsan Ticareti Mağdurlarının Birçoğu Uluslararası Resmi Sınır Kapılarından Geçmekte

göç poster yazisizDünya İnsan Ticaretiyle Mücadele Günü (30/07) dolayısıyla Birleşmiş Milletler Göç Kuruluşu IOM’in verdiği yeni bilgiler, geçtiğimiz on yılda uluslararası insan ticareti mağdurlarının çıktığı seyahatlerin neredeyse yüzde 80’inin havaalanları ve kara sınırı kontrol kapıları gibi resmi sınır kapılarından geçtiğini göstermektedir.

İnsan ticareti genellikle düzensiz göçle bağlantılı gizli bir faaliyet olarak görülmekte ve yetkili makamlardan ve kamudan saklanmaktadır. IOM vaka verileri ise insan ticaretinin aslında resmi sınır kapıları aracılığıyla gerçekleştiğini gösteren farklı bir hikaye resmetmektedir. Bu durum, potansiyel mağdurların kimliklerinin belirlenmesinde ve bu kişilerin koruma ve yardım almak üzere yönlendirilmelerinde sınır kurumlarının ve sınır kapılarındaki hizmet sağlayıcıların oynayabilecekleri önemli rolü vurgular.

Resmi sınır kapısı yoluyla kadın kaçakçılığı yapılma olasılığı erkeklere kıyasla daha yüksektir (erkeklerle ilgili vakaların oranı yüzde 73 olmasına karşın kadınlarla ilgili vakaların oranı yüzde 84’tür). Ayrıca resmi sınır kapıları aracılığıyla yetişkinlerin kaçakçılığının yapılma olasılığı çocuklara oranla daha yüksektir (çocuklarla ilgili vakaların oranı yüzde 56 olmasına karşın yetişkinlerle ilgili vakaların oranı yüzde 80’dir).

Vakaların üçte ikisinde mağdurlar seyahatleri sırasında bir şekilde istismar edilmektedir; yani zaten bir tür istismar yaşamış olarak resmi sınırları geçme olasılıkları yüksek olmakla birlikte, bunların üçte biri kaçırıldığının farkında olmayabilir ve yurtdışında kendilerine vaat edilen yeni fırsatları yakaladıklarına inanabilir.

On dört yaşında bir kız olan Khadija, 2015 yılında Uganda ve Kenya arasındaki bir sınır kapısı aracılığıyla kaçırıldı. Kendisinin bilgisi olmadan babası onu Kenya’da evlendirmek üzere gerekli düzenlemeleri yaptı ve tanımadığı bir adamla Kenya’ya gönderdi. Khadija ve adam Uganda ve Kenya arasındaki sınıra ulaştığında adam Khadija’nın pasaportunu aldı ve göçmenlik işlemlerini halletmesine yardımcı olacağını söyledi. Kenya’nın başkentine doğru yola çıkana kadar onu araba koltuğunun altında sakladı. Khadija, evliliği ayarlayan aile üyelerine teslim edildi. Neyse ki Khadija büyükelçiliğiyle iletişime geçebildi; büyükelçilik ona IOM yardımı konusunda yardımcı oldu.

Resmi sınır kapıları aracılığıyla kaçırılan bazı mağdurlar  sahte seyahat belgeleri taşırken (vakaların yüzde 9’u) diğerlerinin seyahat belgeleri bulunmamaktadır (vakaların yüzde 23’ü).

Burada verilen rakamsal veriler, yaklaşık 8.000 mağdurun çıktığı neredeyse 10.500 seyahat ayağı dahil olmak üzere, son on yıl boyunca IOM’in yardım ettiği mağdurlardan edinilen bilgilere dayanır. Veriler, dünyada çeşitli kurumların katkıda bulunduğu insan ticareti/kaçakçılığı ile ilgili vaka verilerini içeren ilk veri portalı olan Kaçakçılıkla Mücadele Veri İşbirliği (CTDC) kapsamında barındırılmaktadır. 2017 yılında kurulan CTDC şu anda 171 ülkeden, 170 ülkede istismara uğramış 80.000’in üzerinde insan ticareti mağduru kişinin vaka kayıtlarını içermektedir.

13 Temmuz 2018 tarihinde Birleşmiş Milletlere Üye Ülkeler tarafından kabul edilen Güvenli, Düzgün ve Düzenli Göç için Küresel Sözleşme’nin nihai taslağı, uluslararası insan hakları kanununa uygun şekilde uluslararası sınırlarda veya uluslararası sınırların yakınında hassasiyet durumdaki göçmenlere yardımcı olunması ve göçmenlerin uygun şekilde korunmasının yanı sıra kimliklerinin doğru olarak tespit edilmesi, zamanında ve etkili sevk konusunda sınır yönetimi işbirliğinin geliştirilmesine yönelik bütüncül devlet yaklaşımlarının uygulanmasını gerektirir. Söz konusu taslak; yerel makamlar, Ulusal İnsan Hakları Kurumları, uluslararası kuruluşlar ve toplumla koordinasyon halinde geliştirilen standartlaşmış uygulama usullerini uygulamak suretiyle sınırlarda ve ilk varış yerlerinde izleme önlemleri ve bireysel değerlendirmelerin iyileştirilmesine yönelik ihtiyacı vurgular.

IOM’in yeni verileri bu ihtiyacı yinelemekte olup ulusal hükümetlerin, göçmenlerin hassasiyetlerine ve korunma ihtiyaçlarına duyarlı, sağlam sınır yönetim usulleri ile birlikte şiddet, istismar ve kötü muamele görmüş göçmenlerin tespit edilmesini ve ilgili hizmet sağlayıcılara zamanında sevk edilmesini sağlayacak iyi yerleşmiş sistemler tasarlaması ve kullanması gerektiğini göstermektedir.

Hava, deniz ve kara sınır geçiş kapılarındaki sınır yönetimi yetkililerinin de aralarında bulunduğu ön saflardaki aktörler, insan ticareti mağdurları ve potansiyel mağdurlarının yanı sıra kaçakçıların zamanında tespit edilmesi konusunda önemli bir rol oynayabilir. İnsan ticareti mağdurlarını geldikleri anda ilk aşamada tespit etmek ve geldikten sonra tespit edilen mağdurların korunması ve yardım alması için hizmet sağlayıcılara sevk edilmesi amacıyla sınır kapılarında işbirliği mekanizmalarını güçlendirmek üzere bu aktörlerin kapasitesinin geliştirilmeye devam edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca ayrılış ve varış ülkelerindeki sınır kapılarında bulunan havaalanı personeli, havayolu personeli, demiryolu personeli gibi hizmet sağlayıcılara eğitim verilmeye ve bu kişilerin farkındalığını artırmaya devam edilmesi; iletişim ve yerel makamlara bildirimde bulunma usullerinin geliştirilmesi de önem taşımaktadır.  Sınır kapılarında teknolojinin sonuna kadar kullanılması da veri toplamanın iyileştirilmesine katkıda bulunabilir; dolayısıyla gerçek zamanlı risk analizi ve akıllı tespit yapılmasına yardımcı olur.

IOM’in programlama sistemi, insan ticareti hakkındaki birincil verilerden oluşan eşsiz bir kaynak niteliğindedir. Örgüt, yardımcı olduğu 50.000’den fazla kaçakçılık mağduru insana ait vaka kayıtlarını içeren, dünyada mağdur vakası verilerinden oluşan en büyük veri tabanının devamlılığını sağlamaktadır. Bahsedilen mağdur vakalarına ilişkin veriler, yaygınlığın öngörülmesi ve kaçakçılık karşıtı müdahalelerin ölçülmesi dahil olmak üzere politika ve programlara bilgi vermek amacıyla kullanılır.

Sınır kapılarında insan ticaretini önleme girişimlerini iyileştirmek açısından politika ve müdahalelerin yeni kanıtlara dayalı ve düzenli olarak güncellenmesi kilit öneme sahiptir. Bu yeni bilgiler, insan ticareti/kaçakçılığı ile mücadele politika ve programlarına bilgi sağlamak amacıyla doğrudan yardım faaliyetlerinden edinilen uygulama verilerinin en üst seviyede kullanılmasının önemini vurgulamaktadır.