İş kalitesi tüm çalışanların ortak kaygısı

ILO-EUROFOUNDILO ve Eurofound işbirliğiyle hazırlanan, dünya genelinde 1,2 milyon çalışanı kapsayan rapor, çalışma saatleri arasında keskin farklar bulunduğunu, yoğun ve duygusal açıdan zorlayıcı işlerin yüksek seviyelerde olduğunu ve en düşük eğitime sahip kesimin en kötü çalışma koşullarına ve becerilerini geliştirme konusunda daha az olanağa sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Çalışma Koşullarına Küresel Bakış , temelde son beş yıl içerisinde 41 ülkede gerçekleştirilen iş kalitesi anketlerinin ilk karşılaştırmalı analizini sunuyor. Rapor, AB28 ülkeleri, Çin, Kore Cumhuriyeti, Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri, İspanyolca konuşulan Orta Amerika, Arjantin, Şili ve Uruguay’ı kapsıyor.

Rapor iş kalitesinin yedi boyutunu ele alıyor: Fiziksel ortam, çalışma yoğunluğu, çalışma süresi kalitesi, sosyal ortam, beceri ve gelişim, imkânlar ve kazançlar.

Temel bulgular:

  • Çalışma süreleri, ülkeler arasında büyük farklılık gösteriyor; AB ülkelerinde çalışanların altıda biri haftada 48 saatten fazla çalışırken, bu oran Kore Cumhuriyeti, Türkiye ve Şili’de çalışanların neredeyse yarısını kapsıyor. Anket yapılan ülkelerde, çalışanların en az yüzde 10’u boş zamanlarında da çalışıyor.
  • Kore Cumhuriyeti’nde çalışanların yüzde 70’inden fazlası kendi kişisel veya ailevi durumlarıyla ilgilenmek için bir veya iki saat izin alabiliyor. Buna karşılık ABD, Avrupa ve Türkiye’de çalışanların yüzde 20-40’ı bunu yapabiliyor.
  • Yoğun çalışma – sıkışık termin tarihleri ve yüksek hızda çalışma – AB ülkelerindeki çalışanların üçte biri, ABD, Türkiye, El Salvador ve Uruguay’daki çalışanların ise yarısı tarafından yaşanıyor. Çalışanların yaklaşık yüzde 25-40’ı duygusal açıdan zorlayıcı işlerde çalışıyor.
  • Ülke farkı olmaksızın, en düşük eğitim düzeyine sahip kişilerin büyüme ve becerilerini geliştirme olanaklarına erişimi daha az. Çalışırken yeni şeyler öğrendiklerini ifade eden kişilerin oranı ABD, AB ve Uruguay’da yüzde 72 ile 84 arasında değişirken, bu oran Çin (yüzde 55), Türkiye (yüzde 57) ve Kore Cumhuriyetinde (yüzde 30) daha düşük.
  • Fiziksel risklere maruziyet sık yaşanıyor. Çalışanların yarısından fazlası tekrar eden el ve kol faaliyetine maruz kaldıklarını söylüyor. Katılımcıların yaklaşık dörtte biri çalışırken yüksek sıcaklıklara sıkça maruz kaldıklarını belirtirken yaklaşık bir o kadarı da sıklıkla düşük sıcaklıklara maruz kaldıklarını ifade ediyor.
  • Ülkeler genelinde kadınlar erkeklere kıyasla, kayda değer düzeyde daha az para kazanıyor ve kazanç dağılımının en alt düzeyinde daha fazla yer alıyor.
  • Çalışanların yaklaşık yüzde 12’si sözlü istismar, küçük düşürücü davranış, zorbalık, istenmeyen cinsel davranış veya istismara maruz kaldıklarını ifade ediyor.
  • İş güvencesizliği tüm ülkelerde yaygın; çalışanların en az yüzde 30’u kariyer imkânları olmayan bir işte çalıştıklarını söylüyor.
  • Çalışanların yaklaşık yüzde 70’i yöneticilerinin kendilerini yönetme performansını olumlu değerlendiriyor ve iş arkadaşlarından yüksek düzeyde sosyal destek aldıklarını belirtiyor (bazı ülkelerde istisnalar olmakla beraber).
  • Rapor, çalışanlar üzerindeki aşırı talepleri azaltarak ve risklere maruz kalma düzeylerini sınırlayarak iş kalitesinin iyileştirilebileceğini vurguluyor. Ayrıca, iş kalitesinin iyileştirilmesi açısından işyerinde destekleyici bir yönetim ve iş arkadaşlarını da içeren pozitif sosyal ortamın, aynı zamanda sosyal diyaloğun öneminin de altını çiziyor.

ILO ve Eurofound ayrıca ülkelere iş kalitesine ilişkin karşılaştırılabilir veriler içeren çalışma koşulları anketleri geliştirmeleri çağrısında bulunuyor; bunun önemli sorunların belirlenmesi ve politika eylemleri için kanıt sunulabilmesi açısından zorunlu olduğunu söylüyor.

“İyi çalışma koşulları çalışanların esenliğine ve işletmelerin başarısına katkıda bulunur,” diyor ILO İş Kalitesi Bölümü  Direktörü Manuela Tomei. “Çalışan kadın ve erkeklerin esenliği ve üretkenliğini etkileyen sorunların anlaşılması, herkes için insana yakışır iş sağlanması açısından önemli bir adımdır. Bu, yeni teknolojiler ve yeni iş örgütlenmesi biçimlerinin çalışma yaşamını yeniden şekillendirdiği bu günlerde özellikle geçerlidir.”

“İş kalitesi, çalışanlar üzerindeki aşırı talepleri azaltarak ve çalışanların risklere maruz kalma düzeylerini sınırlayarak, aynı zamanda da çalışma hedeflerine ulaşmalarına yardım edecek çalışma kaynaklarına erişimlerini artırılarak veya bu taleplerin etkileri azaltılarak iyileştirilebilir” diyor Eurofound İcra Direktörü Juan Menéndez-Valdés. “İşçi ve işveren örgütlerinin her biri, iş kalitesini iyileştirme konusunda önemli role sahip.”

Eurofound hakkında

Avrupa Yaşam ve Çalışma Koşullarını İyileştirme Vakfı (Eurofound ), daha iyi sosyal politikalar, istihdam politikaları ve çalışma hayatı ile ilgili politikalar geliştirilmesine yardım sağlamak amacıyla bilgi sunma görevini yürüten üç taraflı yapıya sahip bir Avrupa Birliği Kurumu’dur.