UNICEF: Kardeşliğin kopmaz bağları

Resimde 6 yaşındaki Jinan, 11 yaşındaki Noor, 11 ve 9 yaşındaki Sahed dedeleri 67 yaşındaki Abdulkadir ve 65 yaşındaki Fehime ile birlikte görülüyor. Çocuklar anne ve babalarını Suriye’deki savaşta kaybettikleri için büyükler şimdi onların başlıca bakıcısı durumunda.
Resimde 6 yaşındaki Jinan, 11 yaşındaki Noor, 11 ve 9 yaşındaki Sahed dedeleri 67 yaşındaki Abdulkadir ve 65 yaşındaki Fehime ile birlikte görülüyor. Çocuklar anne ve babalarını Suriye’deki savaşta kaybettikleri için büyükler şimdi onların başlıca bakıcısı durumunda.

Suriyeli üç mülteci kız kardeş İzmir’de Avrupa Birliği tarafından finanse edilen UNICEF destekli Al Farah Çocuk ve Aile Destek Merkezi’nin de yardımlarıyla yaşamlarını yeniden kuruyor.  Türkiye genelinde bulunan 6 merkezden biri olan İzmir Al Farah kimi temel ve korunmayla ilgili ihtiyaçlarının karşılanması için mülteci çocuklara ve ailelerine çocuk odaklı bir dizi hizmet sunuyor.

Suriye’deki acımasız savaşın sekizinci yılına girerken, evinde patlayan bir bomba yüzünden göğüsten aşağı kısmı felç olan altı yaşındaki Jinan’la tanışıyoruz. Savaş ortamında doğan Jinan ve kız kardeşleri bugün Türkiye’de yaşayan 1,6 milyon Suriyeli mülteci çocuk arasında yer alıyor.

Çocuk psikoloğu olan Dilşat aynı zamanda bir aile danışmanı. İzmir’de faaliyet gösteren UNICEF destekli Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) tarafından yönetilen Al Farah Çocuk ve Aile Destek Merkezi’nde çalışıyor. Son yedi aydır her hafta Jinan’ın yaşadığı travmayı azaltmak ve üç kız kardeşe parçalanmış çocukluklarını yeniden bir araya getirmelerinde yardımcı olmak için çalıştığını söyleyen Dilşat sözlerini şöyler sürdürüyor: “Bunu, kardeşlik bağlarını güçlendirmeye odaklanarak ve ailenin daha destekleyici bir konuma gelmeyi öğrenmesini sağlayarak yapmaya çalışıyorum.” Bu destek sayesinde Jinan ve kardeşleri bu acı geçmişi geride bırakma yoluna girmişler bile…

Bir dedenin sevgisi…
Kader, Suriye’deki savaş kendisini Türkiye’ye kaçmak zorunda bırakmadan önce on torun sahibi bir dede olan Abdulkadir Hamdul İbrahim (67)’i, yeniden babalık yapma durumunda bıraktı. Oğlu Mahmud eskiden baharatçılık yaparken daha sonra ailesini geçindirmek için Türkiye sınırında yakıt satmaya başlamış. Hayatını da orada kaybetmiş. Dede, Mahmud’u ve onun çocuklarını da sayarak şöyle diyor: “Şimdi altısı kız, dördü erkek olmak üzere on çocuk babasıyım; hiçbir baba kendi çocuğunu defnetmek zorunda kalmasın…”

“Cuma günleri kızları Dilşat’a götürüyorum. Bu beni biraz rahatlatıyor, çünkü orada çocuklara destek olacak biri var. Müzikle, çizimle, el sanatlarıyla uğraşıyorlar ve bu da acılarını biraz olsun dindiriyor. Bu yardım olmasaydı ne olurduk, nerede olurduk bilemiyorum.” Abdülkadir ölen oğlunun acısını hep içinde taşıyacak olsada aileye toparlanma imkânı sağlayan Al-Farah Merkezi’ne minnettarlık duyuyor.

Bana Al Farah’tan bahseden komşularıma da teşekkür ediyorum… Şimdi bu merkez bizim için ikinci bir aile gibi.”

Savaşın yaralarının sarılması 
 Dilşat, yerlerinden olma durumunun getirdiği güçlükleri ve yaşadıkları travmayı aşmaları için mülteci ve göçmen çocuklara danışmanlık ve psikososyal destek hizmetleri veriyor. Jinan ve kız kardeşleri gibi çocuklar söz konusu olduğunda oyun terapisi uyguluyor. Dilşat bu terapiyi şöyle açıklıyor: “Öyle baştan kuralları konulmuş bir oyun değil bu; onlara ne yapmaları gerektiğini söylemiyorsunuz, kendileri bir şeyler yapıyor. Jinan’a kendini ifade etmesi için imkânlar sağlıyorum. Yaşadığı sorunları sözcüklerle ifade etmesi mümkün olmayabilir; ancak kuklalarla, bebeklerle oynayabiliyor ve duygularını çizimlerle ifade edebiliyor. O zaman ben de oyun sayesinde Jinan için neyin gerekli olduğuna ilişkin yorumlar yapabiliyorum.”

Bir toplum merkezinin ötesinde – ikinci bir aile
Dilşat:  “İlk oturum, durumu bir de onların açısından görebilmek için dede ve babaanne ile yapıldı. Bu insanlar torunlarına karşı büyük bir sorumluluk duyuyorlar. Jinan’ın dedesi torununu sonuna kadar sahipleniyor. O ve torunlar merkeze ulaşmak için birkaç araç değiştiriyor ve dede Jinan’ın ağır tekerlekli sandalyesini araca kendisi bindirip indiriyor. Ancak, bütün bu güçlüklere rağmen dede ve torunları şimdiye kadar bir oturum bile kaçırmadı.”

“Başlarda, kızların hepsiyle ayrı ayrı ilgilendim. Sonra, konuşmalar sırasında hepsinin bir arada olmasının daha iyi olacağına karar verdim. Büyüklerine de her işini yapmak yerine evde Jinan’a belirli sorumluluklar vermelerini, özgüveninin geri gelmesi için kimi göreveler üstlenmesi gerektiğini söyledim. Sonuçta kız kardeşler ve aile arasındaki ilişkiler çok daha güçlendi.”

Çocuk psikolojisi alanındaki eğitimini bitirdiğinden bu yana ASAM’da görev yapan Dilşat, savaşın yaralarının sarılması için bıkıp usanmadan çalışıyor. ”Benim  motivasyonum bu çocukların iyileşmesine katkıda bulunmak. Burada asıl mesele,

aptığımız çalışmaların sonuçlarınıgörebilmek. Biz de ruh hallerinde gerçek değişiklikler olduğunu, sağlıklarının düzeldiğini ve okula gitme isteklerinin arttığını görüyoruz.” Biraz endişeli de olsa içten bir gülümseme ile şunları ekliyor: “Gerçi uzun bir süreç, ama buna değer.”

ÇOCUKLAR İÇİN İŞBİRLİĞİ
UNICEF ve ASAM işbirliğinde, Avrupa Birliği’nin (2015 – 2018 yılları arasında) ve diğer ortakların finansal destekleriyle Türkiye’nin 5 ilinde faaliyet gösteren 6 Al Farah Merkezi mültecilerin ve sığınmacıların temel ve sosyal korunma ihtiyaçlarının karşılanmasına olanak sağlıyor. Aileler için “tek durak noktası” olan bu mekânlar çocuk dostu ve çocuk odaklı bir dizi hizmet sunuyor.