WFP: Türkiye’de nakit yardımı Suriyeli olmayan sığınmacılara da ulaşıyor

WFP-Suraj_Sharma_021Şansın yüzüne gülmediğini hissettiği için Ahlen suçlanamaz.

2014’te DEAŞ, Irak’ın kuzeybatısındaki Tel Afer kentini ele geçirdiğinde 38 yaşındaki Ahlen, birçok yıkıcı olay yaşamaya başlamış.

2015’te Suriye yoluyla Tel Afer’den Türkiye’ye sığınmak üzere tehlikeli 4 günlük bir yolculuğa çıkıp sığınmacı hayatına başlamış.

Geçen sene ani bir kalp krizi sonucunda eşi vefat edince Ahlen beş çocuğun tek bakım sağlayıcısı olarak kalmış.

Hayatının en belirsiz bu aşamasında Sosyal Uyum Yardımı Programı’nı (SUY) duymuş. Sığınmacılara sağlanan bu yardım hakkında bilgisi varmış. Ancak birçok kişi gibi o yardımların sadece Suriyeli sığınmacılara yönelik olduğunu sanıyormuş. Oysa bu yardımlar, her ülkeden zor durumdaki sığınmacılara yardımcı olmak amacıyla uygulanmaktadır.

SUY, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve çok amaçlı bir nakit yardımı programı. Bu program kapsamında SUY-Kızılaykart aracılığıyla Türkiye’de bulunan en zor durumdaki 1.5 milyon sığınmacıya aylık olarak yardım sağlanıyor.

Yardımdan faydalanan aileler kira, faturalar, yemek ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere aldıkları parayı nasıl harcayacaklarına karar verme özgürlüğüne sahipler.

Türkiye hükümetinin hayati desteğiyle bu program hem BM Dünya Gıda Programı (World Food Programme) hem de Türk Kızılay tarafından yürütülüyor.

SUY Programı sığınmacıların yaşamlarını doğrudan etkileyip zor hayatlarına istikrar ve düzen getiriyor.

Örneğin, çocuklarını okuldan alan programdan yararlanan ailelerin sayısı %50’den daha fazla, çocukları yeterli beslensin diye daha az yemek yemek zorunda kalan ailelerin sayısı ise %45 düştü.

AB tarafından finanse edilen bu nakit yardımı programının amacı bir yandan Türkiye’de ev sahipliği yapan toplulukların üstlendiği yükü hafifletmek bir yandan da yerli ekonominin büyümesini sağlamak. SUY, nakit olarak transferlerle yaklaşık yarım milyon dolar Türk ekonomisine katkı sağladı.

2018’de Ahlen ve ailesi SUY’dan yararlanmaya başlamış. Bu miktar ile Ahlen ucu ucuna geçinebiliyor. Ahlen paranın çoğunun kira ve faturaların ödenmesine gittiğini söylüyor.

“Doğum günlerinde veya şenliklerde çocuklara hediye alabiliyorum. Bu hepimizi mutlu ediyor. Okul için çanta alabilmek de güzel bir duygu” diye anlatıyor.

Ahlen, Türkiye’ye sığınmak için çıktıkları 4 günlük yolculuk sırasında onları önce Tel Afer’den Sincar’a daha sonra da Menbiç’e ve Halep’e götüren insan kaçakçıları yüzünden insanlığın en kötü yanlarını gördüğünü söyledi.

“Çocuklar ve yaşlılar ölmeye bırakıldı. Merhametsizlerdi. Ya aileden geri kalan herkesin hayatta kalması ya da tüm fertlerinin ölmesini seçmek gibi durumlar yaşandı”.

Neyseki Ahlen’in ailesi Türkiye’ye varmış ve bazı güçlüklerin ardından kendi ayakları üzerinde durmaya başlamış. 3 sene sonra eşinin vefat etmesiyle birlikte Ahlen yine zor bir durum ile karşı karşıya kalmış.

“Daha çok panik oldum. Hep bir evhanımı olmuştum. Beş çocuğu nasıl geçindirecektim?”.

Irak Türkleri Derneği Ahlen’i desteklemek ve ona maddi yardımı sağlamak için harekete geçti. Dernek Ahlen’e WFP-Türk Kızılay işbirliğiyle yürütülen SUY programına uygun olduğunu belirtti.

“Tam da bu sebeplerden dolayı derneği kurduk” söyleyen derneğin Başkanı Isan Abdul Kadir İsmail, “Elimizden geleni yaparak insanlarımıza yardımcı olmak için” diye ekledi. Hzooa kendisi de 2014’te Tel Afer’den Türkiye’ye sığınmış.

Öte yandan Ahlen’in çocuklarının baş etmeleri gereken bir kimlik çatışması var.

Ahlen’in en küçük çocukları olan Fatih, Samir ve Samar,  ailesinin onlara anlattıkları dışında Tel Afer’deki hayatı pek hatırlayamıyorlar. 7 yaşındaki Fatih onların en büyüğü.

15 yaşındaki Muhammed ise ortaokul eğitimini Tel Afer’de bitirdi. 13 yaşındaki Sehar ise ortaokul eğitiminin üçüncü sınıfını orada tamamladı.

Muhammet Arapça konuşmayı unuttu. Sehar ise Arapça yazmakta zorluk çekiyor.

Orada az yaşamış olsalar bile yuva hasretleri güçlü.

Sehar, “Tel Afer’i pek iyi hatırlayamıyorum ama bir gün oraya gitmek isterim. Orası benim ailemin memleketi sonuçta. Orayı sadece ziyaret etmek mi yoksa kalmak mı istediğimden emin değilim” diyor.

Yaşadığı acılar ona bir ömür boyu eşlik edecek olsa da Ahlen “Memleket gibisi yok” diye anlatıyor.

“Çok insanımızı kaybettik. Tel Afer’i son gördüğümde eşim ile birlikteydim. Yine de orası hâlâ benim memleketim ve elbette ki dönmek isterim”.

WFP’nin Türkiye’deki etkinlikleri hakkında buradan bilgi edinebilirsiniz.