167 ve 176 No’lu Sözleşmeler ile İlgili Boşluk Analizlerinin Çıktıları ILO Tarafından Düzenlenen Toplantıda Tartışıldı

OSH 1Türkiye’de halen yürütülmekte olan “Uluslararası Standartların Uyumlaştırılması Yoluyla Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinin Geliştirilmesi” konulu teknik yardım projesi kapsamında, İnşaat İşlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi, 1988 (No. 167) ve Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi, 1995 (No. 176) hususunda yapılan Boşluk Analizlerinin çıktılarını tartışmak için 11-12 Şubat 2016 tarihlerinde üç taraflı bir toplantı gerçekleştirildi.

Devlet, işveren ve işçi örgütlerini de içeren tarafların aktif katılımıyla 167 ve 176 No’lu Sözleşmelerin gereklilikleri ve ulusal düzeydeki uyumu ayrıntılı bir şekilde incelendi. Her iki sektörde de Sözleşmeler ile mevzuat uyumu büyük ölçüde sağlanmakla birlikte, hem 167 hem de 176 No’lu Sözleşmelerin, 155 Nolu Sözleşmeye göre işçi ve işçi temsilcilerinin iş sağlığı ve güvenliği alanına katılımı gibi bazı konularda daha katı gereklilikler içerdiği görüşüldü. Bunun yanında, ilgili mevzuatın uygulanması konusunda bazı eksiklikler tespit edildi.

176 No’lu Sözleşmeye ilişkin, maden sektöründe güvenlik ve sağlık üzerine ulusal ve uluslararası beklentileri karşılayan tutarlı bir ulusal politika geliştirmenin gerekliliği görüşüldü. 167 No’lu Sözleşmeye ilişkin ise, inşaaat sektöründeki uygulama ile ilgili daha az bilginin mevcut olduğu belirtildi. Örneğin, maden sektöründeki Türkiye Kömür Madenciliği için Sözleşmesel Düzenlemeler[1] (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) işbirliğiyle hazırlanan) gibi bir çalışmanın henüz mevcut olmadığı görüşüldü. Bu tür bir çalışma yapmak, inşaat sektöründeki koşullara ilişkin bilgi tabanımızı tamamlamak için önemli bir adım olabilir. Daha  büyük ve karmaşık inşaat projelerinde gerekli güvenlik ve sağlık önlemlerinin alınması olasıyken, Türkiye inşaat sektörünün yüzde doksanının küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluştuğu konusu da vurgulandı.

Sonuç olarak, bu sektörlerde her iki sözleşmenin de işverenlerin, işçilerin ve işçi temsilcilerinin hakları ve sorumlulukları konusunda daha etkili uygulanması gerektiğinin altı çizildi.