BM uzman grubu: “Türkiye geçmişteki zorla kaybetmeler ile ilgili konuları çözümlemeli”

Soldan sağa: Mukim Koordinatör Kamal Malhotra, Başkan Yardımcısı Bernard Duhaime, Başkan Houria Es-Slami ve üye Henrikas Mickevicius
Soldan sağa: Mukim Koordinatör Kamal Malhotra, Başkan Yardımcısı Bernard Duhaime, Başkan Houria Es-Slami ve üye Henrikas Mickevicius

Birleşmiş Milletler Zorla veya İrade Dışı Kaybetmeler Çalışma Grubu Türkiye’ye gerçekleştirdiği beş günlük resmi ziyaretin* sonunda yaptığı açıklamada, “Türkiye’de geçmişteki zorla kaybetmeler ile ilgili konuların çözümlenmesine ve bunun da kapsamlı bir şekilde yapılmasına ihtiyaç duyuluyor” dedi.

Çalışma Grubu Başkanı Houria Es-Slami, Başkan Yardımcısı Bernard Duhaime ve üye Henrikas Mickevicius’tan oluşan heyet, konuyla ilgili açıklamasında “Söz konusu kapsamlı yaklaşım, geçmişteki tüm zorla kaybetmeleri tanıyan ve bunların hakikat, adalet, kurbanlara tazminat ödenmesi, hatıralar ve tekrar etmemesini garanti altına almak dahil olmak üzere açık bir Devlet politikasının sonucunda ortaya çıkmalıdır” dedi.

Çalışma Grubu uzmanları zorla kaybetmelerin geçmişin bir olayı olarak görülemeyeceğini belirtiyor ve “Kayıp kişilerin kaderi ve nerede olduğu açıklık kazanana kadar bunlar bir suçtur” diyor.

Heyet, “Hala kayıpların aileleri için gerçeğin ortaya çıkarılması gerekiyor. Söz konusu aileler sevdiklerini birçok uluslararası insan hakları kuruluşunun da önerdiği gibi tüm defin yerlerinin kapsamlı olarak araştırılması da dahil olmak üzere bulmaya çalışıyor” dedi.

Adli hesapverebilirlik eksikliğine de dikkat çeken uzmanlar, “Zorla kaybetmeler konusunda belli bir suç şekli olmaması, zorla kaybetmelerin soruşturulmasında kullanılan kanunların uygulanmasındaki kısıtlamalar, görülür şekliyle söz konusu davaların ciddi şekilde soruşturulma eksikliği ve çözümlenmesi için istek eksikliği, zorla kaybetmelerden dolayı bir ceza alınmasını neredeyse imkansız kılıyor” dedi.

Heyet, “Yetkili makamlar bizlere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ihlal ettiği kararı verdiği davaların – ki bunlara beraat ile sonuçlanan zorla kaybetme davalarıda dahildir – yeniden açılabileceğini bildirdi. Bu ihtimali memnuniyetle karşılamış bulunuyoruz ve yeni soruşturmalar ve mahkemelerin sonuçlarını görmeyi bekliyoruz” dedi.

Heyet, sosyal, psikolojik ve ekonomik destek dahil olmak üzere kurbanlara tazminat ödenmesi konusunda kapsamlı ve etkili programların oluşturulması önerisinde bulundu. Heyet, kayıpların ailelerine verilecek desteğin her hangi ilgili bir kovuşturmaya bağlı tutulmaması gerektiğini belirtti.

Uzman grubu, “Gerçeğin ortaya çıkarılması, adalet ve kurbanlara tazminat ödenmesi kadar önemli bir diğer husus da gelecekte zorla kaybetmelerin önlenmesini sağlayacak kurumsal çerçevenin oluşturulması ve yeterli seviyede uygulanmasıdır” dedi.

Heyet, ilk olarak hızlıca atılacak adımlar olarak Türk makamlarını Herkesin Zorla Kaybetmelere Karşı Korunması Uluslararası Sözleşmesine taraf olmaya ve ulusal ceza kanununa zorla kaybetmeleri suç sayan bir ek yapmaya çağırdı.

Heyet, “Çalışma Grubu Türkiye’nin hali hazırda karşı karşıya bulunduğu ciddi güvenlik sorunlarını bilmekle birlikte, ülkenin Güneydoğu’sunda gittikçe kaygı verici hale gelen durumdan ve bunun insan hakları üzerinde yaratacağı etkiden endişe duyduğunu da” belirtti.

Heyet, “Görüşmelerimiz sırasında bazı yetkililerin söz konusu dönemlerde insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün daha da fazla el üstünde tutulması gerektiği yönündeki gösterdikleri sağlam kararlılık bizleri cesaretlendirdi” dedi.

Heyet, “Aynı zamanda ailelerin yakınlarının cenazelerine erişemedikleri ya da cenazelerin bulunamadığı yönünde endişe verici bir kaç ifade ile de karşılaştık. Bu ve diğer insan hakları ihlalleri iddiaları Güneydoğu’daki son güvenlik operasyonları kapsamında kapsamlı ve bağımsız bir şekilde araştırılmalı” dedi.

Heyet 14-18 Mart 2016 tarihleri arasında Ankara, İstanbul ve Diyarbakır’ı ziyaret etti. Çalışma Grubu üyeleri Devlet yetkilileri, adli makamlar ve kayıpların yakınları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile görüştüler.

Heyetin nihai raporunu 2016 Eylül ayında BM İnsan Hakları Konseyi’ne sunması bekleniyor.