Ciddi bir sağlık sorunuyla 70 yaşında mülteci olmak

Photo-UNHCR-Health-StoryAslen Ayn al-Arab (Kobani olarak da bilinen) şehri merkezinden olan 70 yaşındaki Muhammed İbrahim Shanun, 3.2 milyondan fazla Suriyeli mülteciden biri. Savaş onun hayatında bir dönüm noktası… Muhammed İbrahim Shanun, “Savaştan önce mutlu ve refah bir hayatım vardı; bir evim, dükkanım ve arabam vardı. Onca yıl böylesine çok çalıştıktan sonra emekli olmuştum ve hayatımın daha kolay ve huzurlu olacağını ummuştum.” diyor.

Muhammed İbrahim ile yaklaşık iki ay önce sığındığı Suruç’ta konuştuk. Sözlerine şöyle başladı: “Bu anlatması kolay bir şey değil. Arkanızda her şeyi bırakıp gitmekten başka bir seçeneğiniz yok. Her şeyi arkada bırakıp gitme korkusuyla yaşayamadım ve bunun sonucunda beyin damarlarımdan birinde kan pıhtılaşması oluştu”.

Üç yıl önce beyin damarlarından birinde kan pıhtılaşması oluşmasıyla Muhammed’in, hayatındaki ilk köklü değişiklik gerçekleşti. Bu durum, yemek borusuna bağlanan bir başka damara zarar verdi. Bu sebeple, yeme ve yutma yetisini kaybetti. Doktorlar başına gelenin büyük ölçüde maruz kaldığı acı ve sıkıntıdan olduğunu söylüyor.

Ardından Muhammed’in hayatının Suriye ve Türkiye arasında gidip geldiği evresi başladı. Ayn al-Arab’daki sağlık imkanları hastalığının tedavisine olanak sağlamadığı için, tek şansı Gaziantep’e gitmekti. Türkiye’de Suriyeli mülteciler için ilan edilmiş olan Geçici Koruma rejimi altında sağlık hizmetlerine ücretsiz erişim hakkı olduğu için, bu süre zarfında Türkiye’deki tedavisine devam etti. Fakat, yaşadığı sağlık sorunu iyileşmenin pek de kolay olmadığı bir durumdu ve uzun soluklu bir tedaviye ihtiyacı vardı.

Eylül ayının ortalarına kadar çatışmalardan büyük ölçüde uzak ve ülke içerisinde yerlerinden edilmiş bir çok insan için Suriye’de güvenli bir liman olarak görülen Ayn al-Arab’da yaşarken, Muhammed İbrahim Shanun, silahlı grupların ve çatışmanın kendilerine yaklaştığı haberinin gelmesi üzerine evini bırakıp kaçmak zorunda kaldı. Hayatını kurtarmak için Türkiye’ye kaçtı. Kendi yaptığı gibi Ayn al-Arab’dan kaçıp Türkiye’ye sığınan birçoğunun aksine, yanında kalabileceği bir tanıdığı yoktu. Türk yetkililer tarafından, kendisine geçici sığınma merkezi YIBO’da konaklama olanağı sağlandı. Suruç Devlet Hastahanesi’nde tedavisine tekrar başlandı. Yalnızca, doktorlar tarafından tavsiye edilen rondoda (yemekleri püre haline getiren mutfak robotu) işlem gören ve burnundan enjekte edilen gıdalarla beslenebiliyor. Bu yüzden, kendisine barınma merkezinde yalnızca rondo ile sıvılaştırabilecek ve sağlık durumuna uygun gıdalar yetkililer tarafından sağlanıyor. Genelde pilav lapası ve süt ile besleniyor.

Savaşın ailesini nasıl etkilediğinden bahsederken, 70 yaşındaki Muhammed İbrahim Shanun şöyle söylüyor: “Yedisi erkek, üçü kız on çocuğum var. Bazıları Avrupa’da yaşıyor; bazıları ise kriz Ayn al-Arab’ı etkilemeden önce Irak’a gitmişlerdi. Irak’a çocuklarımın yanına taşınmayı düşündüm; fakat Türkiye’de yardım alıyorum ve güvendeyim. Sağlık durumum bu haldeyken gitme riskini alamam”.

Muhammed çaresizlikle dolu hikayesini, UNHCR çalışanlarına YİBO geçici koruma merkezindeki odasında anlattı. Yaşadıklarının yükü yüzünden okunuyordu. Küçük masanın üzerinde duran rondoyu, bir dizi enjektörü, plastik tüp ve ilaçları gösterdi. Kendisine yiyecek hazırlamak için her gün bunları kullanıyordu. Muhammed İbrahim Shanun, “Yaşlandığımda kendim için hayal ettiğim hayat bu değildi. Yine de şanslı hissediyorum; Türkiye’de sağlık yardımı alıyorum, hem de kaçıp Suruç’a sığınmak zorunda kalmadan önce bu yardıma ulaşabildim… Bu yardıma bağlı yaşıyorum ve burada bize yardım ettikleri için yetkililere müteşekkirim. Yoksa ölmüştüm…” dedi.

Muhammed İbrahim Shanun, Ayn al-Arab’da kısa süre önce şiddetin tırmanmasını takiben Türkiye’ye sığınan, Türk yetkililere göre sayısı 190.000’i aşkın kişiden sadece biri. Türkiye, son akınla birlikte, şu anda 1.6 milyonu aşkın Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmakta. Büyük çoğunluğu şehirlerde yaşayan Suriyeli mültecilerin yaklaşık 222.000’i Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı koordinasyonunda Türkiye tarafından kurulup yönetilen 22 kampta olmak üzere 1 milyondan fazla Suriyeli mülteci kayıt altına alınmış durumda.

Şanlıurfa’nın yaklaşık 100.000 nüfuslu küçük bir sınır kasabası olan Suruç, Ayn al-Arab’an gelen son mülteci dalgası ile nüfusunun yaklaşık iki katı kadar insana güvenli bir kapı oldu.

Akının ilk günlerinde, Türkiye ülkeye yeni gelen Suriyeliler için, Türkiye sınırını geçer geçmez sağlık kontrolleri gerçekleştirmek üzere 3 tane ilk müdahale sağlık çadırı kurmuştur. Yetkililer, yaralı ya da sağlık sorunları olan mültecileri hastahaneye götürmek üzere 30 ambulansı hazır bulundurdu. Sağlık yardımı, 0-15 yaşları arasındaki çocuklar için kızamık ve çocuk felci aşısını da kapsadı. Barınma ihtiyaçlarına cevap vermek için ise halihazırdaki iki geçici barınma merkezinin yerine, Suruç’ta 30.000 kişi kapasiteli yeni bir kamp kuruldu. UNHCR, diğer kamplarda da olduğu gibi, bu kampa acil yardım malzemeleri sağlayarak destek veriyor.

Türkiye Suriye acil durumuna yönelik müdahalesi çerçevesinde, Suriyeli mülteciler ilk olarak 2011 yılı Nisan ayında Türkiye’ye gelmeye başladığından bu yana gecici koruma ilan etti ve sayıları git gide artan Suriyeli mültecilerin sağlık dahil diğer temel ihtiyaçlarına cevap vermeye calıştı. AFAD ve Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan verilerine göre, 2014 Kasım ayı ortası itibariyle, Suriyeliler için 6 milyonun üzerinde poliklinik hizmeti sağlanmış olup; 186.750’den fazla ameliyat gerçekleştirildi. Şimdiye dek, 248.145’den fazlası 0-14 yaşları arasındaki çocuklar olmak üzere toplamda 382.491 kişi aşılanmış olup, mobil sağlık ekipleri çocukların aşılanmasına devam etmek için kasabaları gezmeye devam ediyor.

UNHCR, kriz başladığından bu yana, Türkiye’yi kamplarda ve kamp dışındaki Suriyelilere yönelik müdahalesinde desteklemekte. Suriyeli mültecilerin çoğunluğunun şehirlerde yaşadığı göz önünde bulundurulunca, UNHCR desteğini ev sahibi halkı da kapsayacak şekilde genişletti; zira sağlık hizmetleri, Suriyeli mültecilerin ev sahibi halk ile aynı kaynakları kullandığı temel hizmetlerden birini oluşturuyor.

Bunu desteklemek üzere, UNHCR, yetkililerle ihtiyaç ve müdahale konusundaki görüşmeleri takiben, şimdiye dek, 10 ambulans, 132,520 hijyen kiti, 10 soğuk zincir aşı taşıma aracı; 7 mobil klinik; 10 prefabrik sağlık kliniği; 578 tekerlekli sandalye bağışında bulunmuş olup, ihtiyaç duyulan ek desteğe ilişkin görüşmeleri yetkililer ile sürdürmekte.

Bu haber Selin Ünal ve Enver Argunhan tarafından yazılmıştır.