FAO uzmanı kırsalda yaşayan kadınlarla ilgili görüşlerini paylaştı

fao-uzmanDünya 8 Mart’ta Uluslararası Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamaya hazırlanırken Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) toplumsal cinsiyet ve sosyal koruma uzmanı Dono Abdurazakova, bölgedeki ekonomik karmaşıklığı çözmek için Doğu Avrupa ve Orta Asya’da kırsalda yaşayan kadınların önemine dikkat çekti.

Milenyuma girdiğimizden bu yana 15 sene geçti. Bölgenin kırsalda yaşayan kadınları nasıl bir durumda?

Orta Asya’nın pamuk tarlalarından Moldovya’nın meyve bahçelerine kırsaldaki kadınlar hayatın ve bölgenin zorluklarının üstesinden gelmek için her zamankinden daha fazla çalışıyor.  Çoğu, ortalama bir gelir elde etmek için sadece evlerinin arkasındaki bahçelerde değil tarlalarda hayvan yetiştiriyorlar, ürün ekip biçiyorlar.

Tarlada çalışarak geçirilen uzun zamanın üstüne yemek, temizlik, çocuklara ve ailenin hasta ve yaşlı üyelerine bakmak gibi günlük işler de ekleniyor. Bunun yanında kırsal bölgelerde altayapı eksikliğinin yanında su ve yakıt erişiminin kısıtlı olması kadınların iş yükünü ikiye hatta üçe katlıyor.

En büyük sorunlardan birini kırsalda yaşayan kadınlar düşük ücretle, mevsimsel ve çoğu zaman kayıt dışı işlerde çalışması oluşturuyor. Sosyoekonomik güvenlik açısından baktığınızda bu yaşam boyu devam edecek bir zayıflık anlamına geliyor. Örneğin, kırsalda yaşayan bir kadın yaşamı boyunca çok fazla çalışmış olabilir fakat emeklilik yaşına geldiğinde çok düşük bir emekli maaşı alabiliyor ya da hiçbir şey alamıyor.

Maalesef toplum, kırsalda yaşayan kadınların emeğini hafife alarak ve kırsal kalkınmada cinsiyet ayrımını çok basmakalıp güvenlik ağlarıyla çözmeye çalışarak  kadınların geçim sıkıntısını daha da arttırıyor. Hepimizin anlaması gereken bir şey var: Kırsaldaki kadının omuzlarındaki yük aslında tüm toplumun omuzlarındadır.

Yani kırsaldaki kadınlar zorluk çekiyorsa kırsaldaki tüm toplulukların da zorluk çektiğini söyleyebilir miyiz?

Kesinlikle. FAO verileri; kadın çiftçilerin kaynaklara erişimi erkeklerinkiyle aynı olsaydı tarımsal verimliliğin tümüyle artacağını gösteriyor. Buna göre; erişim eşitliği sağlanırsa üretim yüzde 20 ila 30 arasında artabilir, gelişmekte olan ülkelerde tarımsal hasılat yüzde 2.5 ila 4 arasında yükselebilir. Bu değerler dünyada yetersiz beslenen insan sayısının yüzde 12 ila 17 arasında düşmesi anlamına geliyor.

Avrupa ve Orta Asya’daki hükümetler, mülkiyet sahipliği ve miras konularında cinsiyet ayrımcılığı sorunuyla ilgili çalışmaya başladılar.  Veriler gösteriyor ki; kadınların hala arazi kullanımına ve kaynaklara erişimleri kısıtlı. Bölgenin bazı ülkelerinde tarımsal girişimlerin yüzde 17’den azı kadınların isimlerine kayıtlı durumda. Kadınların sulanabilir araziye de erişimi oldukça kısıtlı, ve genelde erkeklerin kazandığı gelirin yüzde 70’ini veya daha azını kazanıyorlar. Sonuç olarak, kadın girişimciliği bünyesinde az kişinin çalıştığı, düşük bir sermaye gerektiren ve büyümek için fazla fırsatı olmayan küçük işletmelerden oluşuyor.

Kırsalda yaşayan kadınlar nasıl bu noktaya geldi?

Bugün birçok kaynak gösteriyor ki; Sovyet sonrası ülkelerde merkezi ekonomiden serbest piyasaya geçiş kırsalda yaşayan kadınları dezavanatajlı duruma getirerek cinsiyet eşitsizliğinin büyümesine neden oldu. Kadınlar; sosyalist sistemin getirdiği birçok sosyal koruma hakkından mahrum kaldı ve şu anda büyük oranda işsizlikten muzdaripler.

Yoksulluğu düşük gelirden daha geniş bir anlamda düşünürsek kadınların aynı zamanda eşit haklarını, politikada seslerini, işlerini ve bilgiye, hizmetlere, altyapıya ve doğal kaynaklara erişimlerini kaybettiğini görüyoruz.

Bu durum Avrupa ve Orta Asya’da “yoksulluğın kadınlaşması”na yol açtı. Erkeklerle karşılaştırıldığında kadınlar her konuda orantısız bir şekilde temsil ediliyor. Kadınların üreme sağlığı, güçlendirme ve ekonomik gücünün ölçüldüğü küresel bir sıralama olan Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nin, bölgedeki çoğu ülkede görece yüksek olmasına rağmen cinsiyet temelli ayrımcılığın her boyutunu yansıttığı söylenemez. Örneğin bölgede  yaygın olan kadınların haklarına yönelik ataerkil bakışaçısı ilerlemeyi engelliyor.

İleriye bakıldığında hükümetler kırsalda yaşayan kadınlara daha iyi fırsatlar yaratmak için neler yapmalı?

Bu sene Uluslararası Kadınlar Günü 1995’te imzalanan ve toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine olan Beijing Deklarasyonu ve Eylem Platformu’ndan bu yana kadınların ne kadar ilerleme kaydettiğinin üzerine odaklanıyor. İstisna olmaksızın bölgede yer alan her hükümet, kırsaldaki kadının önemini vurgulayan Beijing ilkelerini gerçekleştirmekte hangi aşamada olduğunu düzenli olarak rapor ediyor. Fakat 2015’e geldiğimizde bile kadınların Doğu Avrupa ve Orta Asya’da gündelik hayatlarında çok fazla zorlukla karşı karşıya kaldığını görüyorsunuz.

Tüm bunların yanında kırsalda yaşayan kadınların, toprak, balıkçılık, ormancılık, yaylacılık ve su gibi doğal kaynaklara eşit erişim hakkına sahip olmaları gerekir. Finansal, hukuksal ve pazarlama hizmetlerinden tarımsal eğitim ve çocuk bakımını içeren hizmetlere kadınların eşit erişim haklarının olması önemlidir; çünkü ancak bu şekilde kadını ve kırsalda yaşayan toplulukları güçlendirebilirsiniz.

Ülkeler ayrıca kadınların seslerini duyurdukları, siyasi ve ekonomik kararlarda görüşlerini ve deneyimlerini paylaştıkları kadın organizayonlarını teşvik edebilir. Kadınları karar verme süreçlerine dahil ederek herkesin insana yakışır iş fırsatlarına kırsal bölgelerde kavuşması sağlanabilir.