Ticaret ve Kalkınma 2015 raporu Ankara’da açıklandı

Fotoğraf: UNIC Ankara
Fotoğraf: UNIC Ankara

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından hazırlanan 2015 Ticaret ve Kalkınma Raporu 2015’de Ankara’da düzenlenen toplantıda Birleşmiş Milletler Mukim Koordinatörü Kamal Malhotra ve UNCTAD uzmanı Doç Dr. Ebru Voyvoda tarafından tanıtıldı.

Raporda yeni sürdürülebilir kalkınma gündeminin ihtiyaçları doğrultusunda uluslararası para ve mali sistemin geçirmesi gereken reformlar, gelişmiş ekonomilerde sürekli durgunluk tehlikesinden kurtulmanın yolları, spekülatif sermaye akışlarının önlenmesi, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarını karşıyacak ekonomik politikalar ele alınıyor.

Raporda, Türkiye ve bölgesinde ticaret ve kalkınma alanında yaşanan gelişmelere de yer veriliyor.

Raporda, Gelişmekte olan ülkelerin bir çoğunun küresel finans piyasalarına entegrasyonlarının uzun vadeli kalkınma planları ile çok zayıf bir bağa sahip olduğunu belirtiyor. Raporda bu duruma ilave olarak artan oranda büyük ve çabuk kaçabilen sermaye akışlarının dış şoklara karşı Gelişmekte olan ülkelerin kırılganlığını artırdığı, ekonomik büyümeyi ve kalkınmayı yönetmek için gerekli olan politika araçlarının etkisini de azalttığı belirtiliyor.
2000’li yıllarda kalkınmakta ve geçiş sürecinde olan ekonomilere özel sermaye akışı büyük oranda artış gösterdi. Söz konusu ülkelere yurtdışından sermaye akışı, 2002 yılında gayri safi milli hasılalarına oranla yüzde 2,8 iken bu oran 2010 yılında 6,2’ye yükseldi. Küresel ekonomik yavaşlama ve son aylarda ortaya çıkan artan belirsizlik nedeniyle yabancı sermayenin aniden ya da büyük miktarlarda bu ülkelerden çıkış yapma ihtimali daha fazla konuşulmaya başlandı. Sermaye akışları ile ana ekonomik/satış fiyatı (döviz) arasında da yakın bir bağ olması aşağı doğru bir deflasyona yol açan döngü tehlikesini de arttırıyor.

Özellikle 2008 krizinden sonra sermaye akışları ileri ekonomilerde konuyla ilgili uygulanan politikalar kadar sermaye akışı olan ülkelerdeki mevzuatlardaki iyileştirmeler sonucu da yaşandı. Kriz öncesinde borç ve varlıkların değer kazanması tüketimde büyük patlama yaşanmasına ve bazı büyük ekonomilerde özel yatırımlarda balonlar oluşmasına ve bazılarında da ihracatta artışa katkı yaptı. Böyle bir durumu takip eden önlenemez çöküş sonrası kalkınmış ülkelerde gevşek para politikaları ile birlikte uygulanan kamunun harcamalarını kısma yaklaşımı, özel sektörün likidite fazlası oluşturmaya devam etmesine katkı sağladı.

2015’in ortalarında küresel mali piyasalar Brezilya, Rusya Federasyonu ve Güney Afrika’daki ekonomik durgunluk ve Çin’de ekonominin yavaşlayabileceğine dair işaretler nedeniyle korkuya kapıldı. Amerika Birleşik Devletleri’nde faiz oranlarının artacağı yönündeki beklenti ve emtia fiyatlarındaki düşüş nedeniyle küresel yatırımcıların yükselen ekonomilerin hisse senedi ve tahvil piyasasından hızla çıkmalarına yol açtı.

UNCTAD Genel Sekreteri Mukhisa Kituyi “Kısa süreli para akışlarındaki süregiden dalgalanmanın yönetilebilmesi için uluslararası seviyede koordineli uygulanacak bir politika belirlenmesi gerekiyor. 2011 yılından bu yana küresel büyümeye gelişmekte olan ülkeler katkı yapıyor. Son dönemde yükselen ekonomilerin karşı karşıya kaldığı sorunların yaratacağı etki yaygın olarak hissedilebilir” dedi.

2011 yılında başladığı ve günümizde de devam ettiği şekliyle gelişmekte olan ülkelerde büyümenin yüzde 4 seviyesine gerileyeceği tahmin ediliyor. Oysa 2008-2009 krizi sonrasında bu ekonomiler hızla bir yükseliş göstererek 2010 yılında 7,8’lik bir büyümeyi yakalamıştı. Yüzde 4’lük büyüme Asya bölgesinde canlı bir büyümenin görülüp görülmeyeceğine bağlı bulunuyor. Eğer bu bölgede büyüme daha düşük olursa 2015’in son çeyreği için büyüme oranı da keskin bir düşüş gösterebilir.

Son on yılın büyük bölümünde kalkınmakta olan ülkelerin bir çoğu güçlü bir büyüme, cari işlemler açığında azalma yaşadılar ve yabancı sermaye topladılar. Uluslarararası yatırımcılar düşük faiz oranlarına sahip gelişmiş ekonomilere yatırım yerine yüksek kazanç vaad eden gelişmekte olan ülkelere yatırımı tercih etti.

Ancak sermaye girişi döviz fiyatlarının aşağı doğru olması için baskı oluşturdu. Sermaye girişi hükümetleri para ve mali politikaları uluslararası finansın tercihlerini dikkate alarak uygulamaya yöneltti. Yükselen ekonomilerde tahminen 2 trilyon ABD Doları tutarında bir faiz arbitrajı “olması beklenen bir kazaydı”. Çin makamlarının kurda yaptıkları çok küçük bir düzeltmenin bardağı taşıran damla olduğu anlaşılıyor.

2014 yılında, en fazla kalkınmakta olan ülkelerde görülen ticari büyümedeki yavaşmanın 2015 yılında da devam edeceği ya da artacağı bekleniyor. Emtia fiyatları 2014 yılında ve 2015’in ilk çeyreğinde ciddi oranda düşüş gösterdi. Bu oran hatta 2011-2012 dönemini dahi aştı. En büyük fiyat düşüşü ham petrolde görüldü. Ancak fiyatı küresel ekonomik faaliyetlere dayanan diğer emtiaların fiyatlarında da önemli düşüş yaşandı.

Emtia ihraç edenlerin yaptığı ticaretteki azalmaya ilave olarak sermaye çıkışlarında artış da yaşanınca bir çok kalkınmakta olan ülke için ekonomik beklentiler ciddi oranda zayıfladı.

Yükselen ekonomi para birimlerinin değer kaybetmesi, ihracatın artacağı ve böylece ekonomik iyileşmenin yaşanacağını da göstermiyor. Aksine küresel talepteki azalmadan dolayı küresel fiyatlarda deflasyon yaşanma ihtimali artıyor.

Rapor, özellikle spekülatif ve dengesiz yapıdaki özel sermaye hareketlerinin ve bunların yaratacağı makroekonomik etkilerin daha iyi yönetilmesini sağlayacak bir ortak para ve mali politikanın, gelişmekte olan ülkelerin küresel mali piyasalara entegrasyonu sayesinde elde ettikleri kazançları güçlendirmelerine ve karşı karşıya kaldıkları zorluklarla başa çıkmalarına yardımcı olacağını belirtiyor. Sermaye hareketlerine ve kredi tahsislerine yönelik hukuki kontroller de dahil olmak üzere ulusal seviyede alınacak önlemlerin, spekülatif mali hareketleri engelleyecek ve bölgesel seviyede kredi desteği ve ortak fonlar için daha somut mekanizmalar sunacak küresel yaklaşımlarla desteklenmesi gerekiyor. Günümüzde yaşanan mali çalkantı bu tür önlemlerin alınmasını acil kılıyor.